ey can!..
biz nasıl istersek hayat bize onu sunar...


6 Ocak 2016 Çarşamba

HAYALLERİN MUCİDİ İNSANLAR / Aleyna MUSLU

   Hayal kurmak her ne kadar gerçekleşmesi istenen şeyi zihinde canlandırmak olarak tanımlansa da bu kadar kolay olduğunu düşünmüyorum. Bazen hayal kurarken bile bu olmaz deyip hayalimden çıkarıp attıklarım var benim…  Ama hayal kurmak denince de üstüme tanımam. Hayallerinde benim kadar uçan, benim kadar kaçan, benim kadar zengin olan göremezsiniz.

    Hayaller kuruyoruz sonunu bilmeden. Saatler sonra ne olacağını bilmeden,  yıllar sonrasının hayalini kuruyoruz. Bazen gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz halde kuruyoruz hem de.  Hatta resmen film senaryosu haline getiriyoruz. Gözlerimizi kapatıyoruz. Başlıyoruz senaryoyu yazmaya, çizmeye. Olmayan mekânlarda geçiyor olaylarımız, bazen dışarı çıkmamızın mümkün olmadığı saatlerde. Kiminle istersek onunla oluyoruz, onunla dolaşıyor, onunla konuşuyor, onunla savaşıyor, onunla barışıyoruz. Yani anlayacağınız her şeyi onunla yapıyoruz. Bazen yanımıza gelmesi mümkün olmayan kişileri bazen de yanımızda olduğu halde dokunamadığımız kişileri ortak ediyoruz hayallerimize. Başka bir dünyaya geçiş yapıyoruz. Kimse bize karışmıyor hatta herkes biz ne istersek ne dersek onu yapıyor. Seviniyoruz, üzülüyoruz, şaşırıyoruz, deliriyoruz. Ama hepsine biz karar veriyoruz. Bazen kısacık sürüyor bazen uzayıp gidiyor. Hatta bazen uyuyup kalıyoruz hayal kurarken. Ne kadar bilinçaltımıza işliyorsa artık rüyamızda kaldığımız yerden devam ediyoruz hayallere. Sonra sabah oluyor. Açıyoruz gözlerimizi. Hayata kaldığımız yerden devam ediyoruz. Çünkü acı ya da tatlı bir hayatımız var. Hayal olmaktan uzak, kimisinin yaşarken mutlu olduğu kiminin yaşamaya mecbur olduğu bir hayat.

   Evet, hayaller güzel. Hayal kurarken yaşadığımız o anın bitmesini istemeyecek kadar güzel ama yaşamamız gereken bir hayat var. Hoşumuza gitmeyen bir hayatsa şayet bunu güzelleştirmek bizim elimizde. Hayatı da hayaller kadar güzel kılabiliriz bence. Hayalleri kuran da hayatları kuran da biz insanlarız çünkü…

   ****                                                                                                                                                                                                                             
ALEYNA MUSLU:  1997 Kırıkkale doğumlu Aleyna Muslu'nun, Monami Pastel Boya’nın düzenlemiş olduğu resim yarışmasına birincilik ödülü var.   
Afyon Kocatepe Üniversitesi – Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünde okuyor.   

ÖZLEMİŞİM. HAYAL CEPLERİMİ YOKLADIM / Gülşen DEM


Özlemişim. Hayal ceplerimi yokladım. Aradığımı bulamadım.
Sanırım gelirken bavula sığmadı diye kestirip attığım hayallerim
giderken bana dair bir çok şeyi beraberinde götürmüş. O an
bu şehrin sokakları bana yabancılaştı.  Anladım ki; benim köşede
bırakılacak hayallerim yokmuş. Hayallerin önemsizi yokmuş.

Gece gökyüzüne hakim olmaya başladı. Yıldızlar aniden parladı.
Arkama yaslanıp yıldızları seyretmeye başladım. Hepsinin ayrı
bir duruşu vardı. Küçük Prens’in gökyüzündeki  gülüşünü duyabilmek
için kulak kesildim. Duyamadım. Sanırım Küçük Prens gülüşünün
acısına dayanamayıp hayata küsmüştü. Bazı yıldızlar ise çok benim içindi.
Benimle gülüyorlardı. Aslında izlemek istediğim şey yıldızlar değildi.
Hayallerimin gökyüzündeki dans edişiydi. Gökyüzünün hala
tanımlayamadığım renkleri; belki de hayal buydu.

Gözlerim çok yorulmuştu. Uyumak için eve gittim. Radyoyu açtım.
Kafamı yastığıma koydum. Kulağıma bir şarkı geldi; kalbime işledi.
İşte ben Sezen Aksu’nun git ile gitme dediği iki saniyelik boşluktaydım,
bütün umudumu oraya saklamıştım. Hayal ile hayat arasındaki ince çizgide
kaybolup gittiğim günden beri yaşamın belirsizliğini üstümden
atamamıştım. İşte ben bu belirsizlikten ibarettim. Hayalle gerçek arasında
asimile olmuş bir kadındım. Gerçekleri kabullenmeyen ısrarcı
tutumum beni hayaller alemine misafir etmişti.

Hayal etmek insanın var olmak için yaptığı bir savaştır. Kazanan
kendini bulur; kaybedense “diğer insanlar” kategorisine eklenir.
Hayat öyle ya da böyle devam eder; yarım kalanlara rağmen… 


  GÜLŞEN DEM: 1997  Bursa’da doğumlu  Gülşen Dem, Afyon Kocatepe Üniversitesi – Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünde okuyor.

6 Aralık 2015 Pazar

4 Kasım 2015 Çarşamba

BİR GÜNEYDOĞU AĞIDI / GÜLTEN AKIN

 İlk bu sabah
İlk bu sabah göğü görmedim
İlk bu sabah kaysı çiçeklerini
Hüzün ilk kez konuk gibi gelmedi
Efendim, ev sahabım
Karacamı suya indiremedim
Şahanım uçurdum döndüremedim
Dağlar
Enikli kapılar kitlendi
Taş avlular sustu, ben sustum
İlk kez bekledim ölümü
Dostu bekler gibi bekledim
Dağlar
Benim acım acıların beyidir
Canıma bir doru kısrakla gelir
Öfkeyi sabırda eritir
Umut yer
Suyunu gözümden içer bir zaman
Dağlar of dağlar
Gülten AKIN

16 Haziran 2015 Salı

28 Şubat 2015 Cumartesi

15 Şubat 2015 Pazar

"Sadece acı tanır kendini, başkasına bir şey bırakmadan..."
Semiha Kavak

2. I S S I Z L I K    S Ü R Ü S Ü

Sıcak bir buğu düşürdüler ceplerinden, kışın gelişini
gözlerime yıkan gölgeler, ölüme giderken. Sonuna vardım
ufuk renginin, gündüz rüyalarımda gördüğüm. Gün sayıyor
kör eşgalim. Sönüyor gülüşüm, gülün bağrında ikindi vakti.
Zaman çağlıyor, ömrümü biçmeden. Çölde ıssızlık sürüsü
gecelerim. Pencerelerden akan yollarda usulca büyüyor
hüzün. İsyan dumanları. Bir kıyı, boğulduğum. Suçluyum.
Talan edilmiş sokaklara yeleler taktım, yenilgilerimi
asmak için. Korku salmış düş dudaklarına. Üzgünüm.

Kaan İNCE

KALBİM

 bir dağ başı kuytusunda kırılan çiçek
iner senin ırmaklarında yunar
çünkü kalbim
acıyı sevdaya dönüştürmek 
hünerin senin
Aydın YALKUT

13 Aralık 2014 Cumartesi

SAATLERİM


İnsan oldum kaya oldum
İnsanda kaya oldum kayada insan
Havada kuş oldum kuşta gökyüzü
Soğukta çiçek, güneşte nehir oldum
Şebnemde parlayan şey
Kardeşçesine yalnız kardeşçesine hür
Paul  ÉLUARD
Çeviri: Cahit Sıtkı TARANCI

YÜZYILLIK PERDE okuyucusu ile buluştu...

23 Kasım 2014 Pazar

Ayna İnsan 13. sayısıyla okurla buluşuyor.




Derginin 13.sayısında; Prof. Dr. Asım Yapıcı, Remzi Karabulut, Yahya İncik, Semiha Kavak, Yunus Develi, Deniz D. Şimşek, Ömer Akşahan deneme, öykü, inceleme yazılarıyla; Salim Nacar, Ersun Çıplak, Nevzat Konşer, Ferda Balkaya Çetin, Selma Özeşer, Merve Akbaydoğan, Sema Enci, Oktay Şafak, Seyit Pelitli, Rukiye Taşkın, S İclal Tiryaki, Ercan Bulut, Mustafa Yalçın, Hasan Özlen, Kadir Bıyıklı, Kubilay Bürgan şiirleriyle katkıda bulundular.

Ayna İnsan, İz Bırakan Şairler bölümünde Anne Sexton'u andı.

14. sayıda buluşmak dileğiyle…

İçindekiler
Ayna İnsan/Sunuş
Prof. Dr. Asım Yapıcı: Coşkunluk ve Suskunluk Sarmalında "Lili"nin Dirilişi
Remzi Karabulut: Benim de Önemli Öykülerim Var
Yahya İncik: Bir Şiir Fetişisti Edip Cansever ve Şekerli Gerçek
Yunus Develi: Picasso'nun Elleri
Semiha Kavak: Yeni Umutların Gölgesinde Dönüş Yolu
Ömer Akşahan: Yenik Düşürülmüş Zaman: Balthus
Deniz D. Şimşek: Fazla Esma'lı Öykü

Ve şiirleriyle
Salim Nacar: Üç Lirik
Ersun Çıplak: Yolculuk Duası
Oktay Şafak: Sarhoş Liman
Seyit Pelitli : y
Nevzat Konşer: Karanlığın Önünü İlikle Oğlum
Merve Akbaydoğan: Çöl ve Su
Ferda Balkaya Çetin: Boşluk
Selma Özeşer: Espas
Mustafa Yalçın: Melani
Sema Enci: Kavuşma
Rukiye Taşkın: Kır Kırılmışlığını ve Otur Yanıma Moya
Kadir Bıyıklı: Ne Eksikse Hayattır
Hasan Özlen: Mükerrer Kanayış
Ercan Bulut: Başkarakter
Kubilay Bürgan: Perili Oda
S İclal Tiryaki: Kabuğun Sırrı

7 Kasım 2014 Cuma

KIŞ VE POETİKA


perdeleri çek uzun uzun konuşalım bu kış ey sevgili
elhan-ı şita bir cenab'ı kuş unutsa bahar hatırlar ey sevgili
karda yürür güneşe ray döşer ya çocuklar kalbim ray işte
babamdan öğrendiğim türküleri sen mırıldan ey sevgili
kan acıyı acı kanı ayartır budur belki de aşkın poetikası
dünya saatinde elma kes elinle kalbimi dinle ey sevgili
ocak pavese şubat rilke mart mallarme'ya, içime eğil
bu kış kıssalar anlatıp uzun şiirler yazmalıyım ey sevgili
"ilk nefeste yarılanır cıgaram" dese ahmed arif, bahar gelse
bardakta bekleyen su dahil her suda taş sektirsek ey sevgili
bugün pazar! gel, damat tıraşı ol ve bana acımı hatırlat
ensede biriken kan kalbin replik lekeleri bazen ey sevgili
say ki hiç roman yazmadım, üç adım var üçü de derin kesik
şiir arası bir şey adım, sakla beni defterlere ey sevgili

27 Ekim 2014 Pazartesi

BİR SÖZ SÖYLE



hani kuşlar kaldıracak 
yangınlar üfürecekti yel 
uykusuzluklar büyüyecekti hani 

nerde büyük ağartı 
nerde yel 

bir söz söyle içinden 
durma! bir gül daha düşür 
karanlığa
Adnan AZAR

4 Haziran 2014 Çarşamba

20 Nisan 2014 Pazar

17 Mart 2014 Pazartesi

teşekkürlerimle...


Ne kadar çok insanı seversek,
Asıl sevdiğimizi o kadar çok ve kuvvetli severiz.
Sabahattin Ali


Hayatımızda en yüce, 
en güçlü ve yararlı dayanağımız, 
ana baba evinden kalma hatıralarımızdır. 
Dostoyevski


Anlamak, 
bağışlamak demektir.
Stael
*
Sanki her şey ona bağlıymış gibi kendi bakış açımıza sıkı sıkıya sarılırız.
Oysa ki düşüncelerimizin hiç birinin kalıcılığı yoktur.
Tıpkı sonbahar ve kış gibi sırayla geçip giderler.
Chuang Tzu

bricoyunu.blogspot.com.t


4 Mart 2014 Salı

İnsancıl / Aylık Kültür Sanat Dergisi


İnsancıl’ın Mart 2014 sayısı çıktı…

1 Mart 2014, 14:28
1             Berrin Taş – Bir Kuytuda (Şiir)

2             Aylin Yıldız – 21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi
Yaşamın her yanında savaşım: Hem öldürür hem de diriltir. Doğa savaşımla biçimlenir, ilerler. Sular oya oya kayaları uzanır yatağına coşkulu. Karıncalar eşe eşe toprağı kurar yuvasını sıcacık. Gönderirler ağaçlar köklerini toprağın derinlerine almak için besinlerini.

3             Evin Okçuoğlu – Ben Kimim?
29 Ekim 1923’ten tam dokuz ay önce anne rahmine düşmüş olan annemden söz edeceğim. İlkokuldaydım. Öğretmen 10 Kasım’da okunmak üzere Atatürk şiirleri getirmemizi ödev verdi. Bende eve gelince bu ödevden anneme söz ettim. Annem o gece sabaha kadar evdeki tüm Atatürk ile ilgili kitaplardan şiir aramış. Hiçbirini ona layık bulmamış. Oturmuş kendisi bir şiir yazmış.

7             Hicran Çağlar – Bir Dağ İçin Ölüm Hali (Şiir)

8             Berrin Taş – Hep Yolda
31 Ocak 2014
Fotoğrafı görünce sarsıldım. Ülkem adına, bu ülkede yaşayan aydınlık kadınlar adına kaygılandım. Küçücük kızların nasıl bir ortamda yetiştirildiklerinin somut bir kanıtıydı gördüğüm fotoğraf. Onlar adına da kaygılandım. Onların henüz doğurmadıkları kız çocukları için de kaygılandım. Daha kaç kuşağın böyle yok olup gidebileceğini canlandırınca zihnimde üstüme bir ağırlık çöktü.

12           Zeynep Alpaslan – Ocağında (Şiir)

13           Nurşen Aydoğan – Osmanlı Kadın Hareketi Üzerine
Siyaset bilimci olan Serpil Çakır, doktora tezinde Osmanlı Kadın Hareketi konusunu ele alır. Bir yandan tezini hazırlarken, öte yandan İstanbul’daki çeşitli kütüphanelerdeki 38 ayrı dergiyle 1500 sayıdan oluşan bir koleksiyonla, Osmanlı kadın dergilerinin bir araya getirilerek, “Kadın Eserleri Kütüphanesi”nin kuruluşuna da çok emek verir.

21           Ebru Gonca Barut – İnsanca (Karikatür)

22           Sinem Er – Bir Dünya Devrimi / Anneni Feryadı (Şiirler)

23           Hüray Kılıç – Akdeniz Ruhlu Kadın
“Profesör ve Hulahop”, Tiyatro Pera’nın ilk izlediğim oyunuydu. Bilim insanının öz benliğiyle sosyal kimliği arasındaki çatışkısını anlatıyordu. Hazırlanan kitapçıkta tarihsel süreçte bilim insanlarını konu almıştı. Oyunu çok beğendim. Oyun yazarının da aynı zamanda oynayan kişi olduğunu öğrenince, bir kadın olarak sevincim arttı.

25           Güldane Bulut – Kadın Sorunları Üzerine
Evet, kadın sorunu vardır kadın sorunu erkek sorunudur. “Erkek egemenliği” sorunu yaratıyor. Sistem eski çağlardan beri iki farklı cinsiyet arasında, sorunların çıkmasına engel oluyormuş gibi görünse de ancak durum tam tersini gösteriyor. Onun içindir ki sorunlar erkeklerle barış içinde tartışılarak çözülür. Erkeksiz sorun çözülmez.

27           Hülya Köksal Coşkun – Küllerinden Yeniden / Yeryüzü Aşkına / Gücünü Görsün (Şiirler)

28           Mustafa Özmen – Berrin Taş Şiirinde “Kadın”
Bu çalışma, Berrin Taş’ın yapıtlarıyla kadın mücadelesine getirdiği soluğu anlatma çabasındadır. Berrin Taş yapıtları, bu toprakların kadınını anlatır. Acısını, öfkesini, direngenliğini, umudunu, umutsuzluğunu… Bu topraklarda kadın olmanın yazgısını da anlatır, yazgısını çizen kadınları da…

40           Neriman Çelik – Görüş Gününden İzler (Şiir)

41           Gülay Yeşilipek – Her Şeye Karşın Özgür ve Mutlu Kadın: Pınar Selek
Bugünlerde medyada çokça duyduğumuz, okuduğumuz kumpaslar, üzerinde oynanmış belgeler, hard diskler konusunda hazırlanan bilirkişi raporları, aynı bilirkişinin daha sonra farklı bir rapor vermesi, yeniden yargılanma istekleri, vb. son zamanlarda olup bitenlere baktığımızda, bütün bunlar “bizim nasıl bir hukuk düzenimiz var?” ya da “bizim bir hukuk düzenimiz var mı?” sorularını aklımıza getiriyor. Bu soruları daha önce de, özellikle Pınar Selek’in yargılandığı dava nedeniyle üç kez beraat almasına karşın son yargılamada müebbet hapisle cezalandırıldığını duyduğumda sormuştum kendime, bu nasıl olabilir diye!

44           Burcu Metin – Doğu Toplumlarında Kadın Olmak
Doğu toplumlarında kadın ve erkek farklı bireyler olarak görülmektedir. Ne yazık ki erkeğe kadından daha fazla değer verilmektedir. Birçok kadın çalışma olanağı bulamazken, çalışan kadınlar da ancak erkek kazancının çok altında bir ücretle çalışmaktadırlar. Bunu Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerinden de açıkça görmekteyiz.

45           Rahime Henden – İlkyaz Yağmurları (Şiir)

46           M. Utku Şentürk – Rüzgarın Sürüklediği Şair: Füruğ Feruhzad
Oldukça sert ve soğuk bir karaktere sahip, asker bir babanın kızı olarak dünyaya gelen Füruğ, yetişmesinden gelen bu baskıyı yaşamı boyunca kendi iç dünyasında hissetti. Fakat babası tam anlamıyla bir şiir tutkunu da olduğu için, bu durum, Füruğ’un şairliği üzerinde olumlu bir etki yarattı.

49           Ferda Balkaya Çetin – Öteki Gecenin Şiiri/ne Epigraflar (Şiir)

50           Zeynep Yağmur – Anıları Hüzünle Beledim (Şiir)

51           Hakan Gügercinoğlu – Kaşıntı (Öykü)
Ayak bileğimde tatlı bir kaşıntı ama öyle böyle değil, bir kaşımaya başlasam, bir tabak sütlacı kaşıklar gibi tırnaklarımı etime daldırır, kemiğime varana kadar... işte yine içim titremeye başladı. Şimdi çorabımı çıkarsam, şu kalemin incecik ucunu derime batırıp kanatsam, sarı irinler aksa, dünyalar benim olur. Ama sürekli gözetleniyorum, karım, çocuğum nöbetleşe, başımda bekliyorlar.
Geceleri yatarken sakinleştirici veriyorlar.

54           Cengiz Gündoğdu – Yıldız Güncesi
8 Ocak Çarşamba
Siyasal erk laikliği budarken, yazdım. Şöyle dedim. Laikliği budarsanız, insanı dinsel ilkelere göre yaşamaya zorlarsanız, bu işin sonu gelmez. Her İslami küme, “İslamı biz temsil ediyoruz.” der.
İslam en çok kadın üstünde durur. Bir küme türbanı savunur, bir başka küme kadının gözü dışında kapanmasını ister. Kadının evden çıkmamasını isteyen kümeler de var.
Sen, içilmesin diye rakıya durmadan zam yaparsın, öbürü rakı içeni idam eder.

Çağdaş Yaşam/Aylık- Kültür- Sanat-Edebiyat Dergisi


29 Aralık 2013 Pazar

HAYAL BİLGİSİ / kültür sanat ve edebiyat dergisi

Fotoğraf: Hayal Bilgisi 11 kış mevsiminin gözlerine bakıyor bu sayısında... 
Kış ayazında üşüyen yürekleri ateş başına topluyor tam 47 kıymetli kalemle! 
Eskimeden kıymetlenir bazı şeyler içinde samimiyet varsa! Söylenen her satırın samimiyetiyle...
Gözlerinizden öperiz...

Hayal Bilgisi.

Güzeller güzeli kapağımız için Yunus Ünsal'a, Hayal Bilgisi'nin bakışını oluşturan tüm dostlara teşekkürlerimizle... Yüreğiniz dert görmesin!

Cihat Albayrak, Yunus Ünsal, Gül Esen Kılıç, Leyla Arsal, Semrin Şahin, Gülnaz Eliaçık, Akın Akar, Kamuran Başdemir, Piraye Mavi Ran, Sefa Tokat, Pınar Doğu, İlknur Karanfil, Beyza Hilal Nur, Hızır İrfan Önder, Tuba Küçük, Beyza Alioğlu, Mehmet Türkmen, S İclal Tiryaki, Yaşar Bedri, Yusuf Bal, Abdulkadir Üstündağ, Meltem Dağcı, Emrah Adaklı, Ayşe Ceylan Kebeli, Nevin Akbulut, Mehtap Altan, Eşref Yener, Sedat İpek, Şahin Sevim, Cengizhan Genç, Fatma Erkul, Ahmet Can Altıok, İbrahim Sarp Baysu, Melda Vera (Vera Nur?), Suzan Gündoğdu, @Özlem Aydın, Hakan Şahin, Nurten Çakır, Cihat Şit, Ferda Balkaya Çetin, Mavi Tuğba Ateş..

Hayal Bilgisi 11 kış mevsiminin gözlerine bakıyor bu sayısında... 
Kış ayazında üşüyen yürekleri ateş başına topluyor tam 47 kıymetli kalemle! 
Eskimeden kıymetlenir bazı şeyler içinde samimiyet varsa! Söylenen her satırın samimiyetiyle...
Gözlerinizden öperiz...

Hayal Bilgisi.

Güzeller güzeli kapağımız için Yunus Ünsal'a, Hayal Bilgisi'nin bakışını oluşturan tüm dostlara teşekkürlerimizle... Yüreğiniz dert görmesin!


11. SAYIDA YER ALAN DOSTLARIMIZ:

Sedat İpek,  (Mavi Esra Pak), Mehmet Türkmen, Cihat Şit, Beyza Nur Hilal Dindar, Ferda Balkaya Çetin, S İclal Tiryaki, İlknur Karanfil, Yunus Ünsal, Leyla Arsal, Hakan Şahin, Pınar Doğu, Tuba Küçük, Arif Onur Solak, Yaşar Bedri, Yusuf Bal, Nurten Çakır, Murat Gil, Hasan Bozdaş, Eşref Yener, Emre G. Kanmaz, (Kitap Tanıtımını Yaptığımız Yazarlar: Semrin Şahin / Mehtap Altan / Yusuf Bal), Gülnaz Eliaçık, Semrin Şahin, Mavi Esra Pak, Abdulkadir Üstündağ, Şahin Sevim, Cengizhan Genç, Emrah Adaklı, Fatma Erkul, Meltem Dağcı, Ahmet Can Altıok, İbrahim Sarp Baysu, Nevin Akbulut, Melda Vera (Vera Nur?), Gül Esen Kılıç, Ayşe Ceylan Kebeli, Suzan Gündoğdu, Beyza Alioğlu, Akın Akar, Kamuran Başdemir, Özlem Aydın, Sefa Tokat, Ayşe Ünsal, Cihat Albayrak

11 Aralık 2013 Çarşamba

15 Kasım 2013 Cuma

NE KALACAK BİZDEN GERİYE (BİR SORU)

Akşamüstü oturdum yol kıyısına
Düşündüm
Ne kalacak bizden geriye
Balkan yaylasından ve bozkırlardan
Kafdağlarına giden şu bulut
Sonsuz mevsimlerle esmerleşen
Şu toprak ve derin çınar ağacı
Biz yokken de vardı

Çocukların şu gülen sarı feneri
Ayışığı
Ve ıssız balkonlarda
Kırmızı biberlerle üzgün yaşlıları
Aynı mandalda kurutan güneş
Çayırda gölgeler bırakacak
Dalgın yeryüzünde çekilirken

10 Kasım 2013 Pazar

ATATÜRK'TEN SON MEKTUP


Siz beni hâlâ anlayamadınız,
Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
Hep tutturmuş "yıl 1919, Mayısın 19'u" diyorsunuz,
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.

Mustafa Kemal'i
anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
Siz bana neler yaptınız ondan haber verin,
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,

Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil,

2 Kasım 2013 Cumartesi

ÖYKÜ YARIŞMASI

YAZARLIK AKADEMİSİ DERNEĞİ (YAZAK)-ACEMİ DERGİSİ İŞBİRLİĞİ İLE YENİ KALEMLERİ EDEBİYATA KAZANDIRMAK AMACIYLA I. ÖYKÜ YARIŞMASI DÜZENLENMİŞTİR. ŞARTLAR AŞAĞIDADIR.

1. Yarışmanın son katılım tarihi 27 Aralık 2013’tür. Sonuçlar 10 Ocak 2014 tarihinde Acemi dergisinin ve YAZAK’ın web siteleriyle facebook sayfalarında açıklanacaktır. . Ödül töreni 28 Ocak 2014 tarihinde yapılacaktır. Ödülün yapılacağı yer daha sonra ilgili web sayfalarında duyurulacaktır.
2. Öykünün konusu, genel ahlak kurallarına aykırı olmamak şartıyla, serbesttir.
3. Öykünün sayfa sınırlaması yoktur.
4. Öykü 12 punto, Times New Roman, bir buçuk satır aralığı ile word.doc formatında hazırlanıp bir CD’ye rumuzla kaydedilmelidir. Yarışmacının özgeçmişi, vesikalık resmi ve iletişim bilgileri ayrıca bir küçük zarfın içine konulmalı, zarfın üzerine rumuz yazılmalıdır. Üzeri rumuzlu bu küçük zarf, daha sonra CD’nin olduğu büyük zarfın içine konulmalı ve büyük zarf da yine rumuzla son başvuru tarihinde aşağıdaki adreste olacak şekilde gönderilmelidir.
Alemdar mah. Alayköşkü cad. Hasoğlu İşhanı K: 3 Cağaloğlu Fatih/İstanbul
5. Yarışmaya katılan eserler, internet ortamı dahil hiçbir yerde yayımlanmamış ve ödül almamış olmalıdır.
6. Birinci olan yarışmacıya 1.000 TL+plaket, ikinci olan yarışmacıya 500 TL+plaket, üçüncü olan yarışmacıya 250 TL+plaket verilecektir.

Jüri üyeleri
Şeref Yılmaz (YAZAK/Başkan)
Hasan Parlak (Acemi/editör)
Hatice Eğilmez Kaya (yazar)
Leyla Karaca (yazar)
Gülsen Özdemir (yazar)
Yasemin Mete (yazar)
Birgül Balkıs (yazar)
    
13
Fotoğraf: YAZARLIK AKADEMİSİ DERNEĞİ (YAZAK)-ACEMİ DERGİSİ İŞBİRLİĞİ İLE YENİ KALEMLERİ EDEBİYATA KAZANDIRMAK AMACIYLA I. ÖYKÜ YARIŞMASI DÜZENLENMİŞTİR. ŞARTLAR AŞAĞIDADIR.

1. Yarışmanın son katılım tarihi 27 Aralık 2013’tür. Sonuçlar 10 Ocak 2014 tarihinde Acemi dergisinin ve YAZAK’ın web siteleriyle facebook sayfalarında açıklanacaktır. . Ödül töreni 28 Ocak 2014 tarihinde yapılacaktır. Ödülün yapılacağı yer daha sonra ilgili web sayfalarında duyurulacaktır. 
2. Öykünün konusu, genel ahlak kurallarına aykırı olmamak şartıyla, serbesttir. 
3. Öykünün sayfa sınırlaması yoktur.
4. Öykü 12 punto, Times New Roman, bir buçuk satır aralığı ile word.doc formatında hazırlanıp bir CD’ye rumuzla kaydedilmelidir. Yarışmacının özgeçmişi, vesikalık resmi ve iletişim bilgileri ayrıca bir küçük zarfın içine konulmalı, zarfın üzerine rumuz yazılmalıdır. Üzeri rumuzlu bu küçük zarf, daha sonra CD’nin olduğu büyük zarfın içine konulmalı ve büyük zarf da yine rumuzla son başvuru tarihinde aşağıdaki adreste olacak şekilde gönderilmelidir. 
Alemdar mah. Alayköşkü cad. Hasoğlu İşhanı K: 3 Cağaloğlu Fatih/İstanbul 
5. Yarışmaya katılan eserler, internet ortamı dahil hiçbir yerde yayımlanmamış ve ödül almamış olmalıdır.
6. Birinci olan yarışmacıya 1.000 TL+plaket, ikinci olan yarışmacıya 500 TL+plaket, üçüncü olan yarışmacıya 250 TL+plaket verilecektir.

Jüri üyeleri
Şeref Yılmaz (YAZAK/Başkan)
Hasan Parlak (Acemi/editör)
Hatice Eğilmez Kaya (yazar)
Leyla Karaca (yazar)
Gülsen Özdemir (yazar)
Yasemin Mete (yazar)
Birgül Balkıs (yazar)

öteki gecenin şiiri/ne epigraflar


  I-

...sen ey

ruhu -deniz-
yüreği -kara- olan çocuk
şiirin son dizesinde kalmış bedenin 
ellerin  / bir yaz gününden
hâlâ ağustos kokar


II-
gözlerinde biraz nem biraz hüzün 
 biraz da birikmiş yıldızlar
kutsal bir prizmadan dağılmışsın evrene
ahkerler değmesin-  diye narin tenine
anne tınısını içine bırakmışsın
sen eylül olmalısın
ey çocuk
eylül olmalısın
dünya yıkılmış sen altında kalmışsın

 III-
ah çocuk
 nedir bu  yaşamındaki   paradokslar
 baharları  kışları tekrarlatan
 saçlarında biraz yağmur biraz rüzgâr
 biraz da karlar
  yaralanıyorsun yaşadıkça
bir yer olmalı
matemden  uzak / çepeçevre gülistan


IV-
 ve dizlerin kanadıkça
 düğüm düğüm olur için
oysa sen gülmelisin gamzelerinle
  solgun bir yüz / ürkek / -gibi-  darağacında
  yakışmaz  sana

V-
ah bir de düşlerin var senin / çocuk
 düşlerin / gecenin ela renginde
 avuçlarında irem
 zaman  çok mu hızlı götürmüş seni
 ondan mı
dönemeyişin geriye

VI-
ama bilmelisin
öylesine dingin ki  bakışın
kalmazsın  pürtelaş  içinde
susar
kendinde kanarsın / güneş dağlarda
poyraz erguvanlarda
  kimseleri incitmezsin
ondandır duruluğu  sözlerinin

VII-
 ...sen ey
bağrında çiğdemler açan çocuk
cemreler kopar  gülüşünden
gülüşün tropikal
..ve  ellerin / bir yaz gününden
hâlâ ağustos kokar

ferda balkaya çetin
Mavi Dergisi/ Güz 2013
Acemi Dergisi / Kasım Aralık 2013

24 Ekim 2013 Perşembe

La - Le


La
- Le

her nefes
bir sese eklendi
her ses bir düşünceye
büyüdüm ben

sıkıldım kendimle konuşmalarımdan
bir arpa boyu yürüdüğüm mesafe
ah benim kehribar kokulu yalnızlıklarım/La
 didiştiğim iç hesaplaşmalar
söyledi, söylendi, duydum, unutmadım
 bir kraliçeye yakışan alınganlıkla mağrur
 suskularım ördüğüm sabır

23 Eylül 2013 Pazartesi

Green Grass ( Tom Waits ) - CIBELLE


GREEN GRASS
 Lay your head where my heart used to be
Hold the earth above me
 Lay down in the green grass
 Remember when you loved me

2 Eylül 2013 Pazartesi

KÜSMEK NEDİR BİLİR MİSİN


KÜSMEK nedir bilir misin?..
Küsmek DÜRÜST' LÜKTÜR.
Çocukçadır ve ondan dolayı SAF' TIR..
YALANSIZ' DIR.
Küsmek; SENİ SEVİYORUM' dur...
Vazgeçememektir.
Beni anlatır KÜSMEK.
KIZDIM ama hala buradayımdır, gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
KÜSMEK; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
KÜSMEK, sevdiğini SÖYLE demektir... Hadi ANLA demektir...
KÜSMEK; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır...

Yani, diyeceğim o ki:
BEN SANA KÜSTÜM !..



Nazım Hikmet


(Hemdemtepe Blog)

1 Eylül 2013 Pazar

Eylül Hüznünde Bir Aşk

“Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında
Yekpâre geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında” A. H. Tanpınar 


Öyle bir an gelir ki,
Yaşadığınız evrenden soyut,
Henüz keşfedilmemiş bir gezegendeymişsiniz gibi,
-yerçekiminin olmadığı üstelik-
Zamanın ruhunu salt kendi bedeninizde taşıyormuşçasına içinizdeki hükümdar
coşkusundan egemen olmak istersiniz kâinatın evrelerinden geçen her canlıya
hatta cansıza…
İçselleştirdiğiniz ütopik bir dünyadan.
Henüz bilmediğiniz şairane yanınızla sonsuzluğa açılan kapılardan sevginin
bilinmeyen sırlarına ulaşırsınız.
Fuzuli’den, Hayali’den, Baki’den, Nedim’den…
Şairlerin olduğu yerde dil susar gönüllere akar beyitler.
Duygularınız, kuralsızlığın ellerinde hüküm sürmekte.
Tarihin sararmış yapraklarına doğru başlayan yolculuğunuz Kerbela’dan, belki
Roma’dan, belki de Vatikan’dan kesitler sunacak,
Fırtına öncesi sessizliğindeki Tuna’nın ihtişamına tanık edecektir sizi.
İstanbul kıyılarına vuran bir sevdanın vuslat ve ayrılığının,

25 Ağustos 2013 Pazar

iyimser


daha çok çiğdemler açsın istiyordum belki
safran rengindeyken güneş
yüzünü arıyordum belki dünya haritasında
mahur bir besteyle
bir tren geçiyordu her seferinde
akşam
sabah
bir yer kayıyordu ayaklarımın altından
ben yükseliyordum metal bir dolunaya

ferda balkaya çetin
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...