ey can!..

1 Haziran 2012 Cuma


ferda balkaya çetin 
29 mayıs 2012

 sen bana  destansı bir şey söyle
bitirsin çaresizliğin hüzünlerini defne dalları
 ama sen gitme!..
kendimsiz  g i d e b i l e y i m tenime dokunuşu saklayarak geceye 
 istedim ki bitsin yağmurlar

  bırakıp güller. yüzüm dönük dağlara / gözpınarlarımda nem
   şairane gülümser en masalsı  günlerine çocukluğumun
çünkü  bir babanın gecikmiş elleridir o / değen
çünkü kalbimdeki çiğdemler isyankârdır mevsimine
bütün gün anlatabilirim rüzgârın esişini melankoli
öyle durup dururken değil sesimdeki üşüme

içimde  bir / tanrı’ya aitlik duygusu ...
 
 yüzüm anlaşılmıyordu. sanki doğmuşum... / yeni!.
gecikmiş bir dua rengi yakıyor gözlerimi şimdi
 içim dışım kalabalık  çaresiz bir yalnızlıktı eskiden
 yokuşlar dik ve tehlikeymiş. olsun! /....aşılır elbet!.
tutunarak…içimdeki anne eline  
buruk vedalarda tanıdığım kendimden  
                      m
                       i
                       r
                       i
                       l
                       i
                       b
                       a
                       k
                       ı
                      ç
    şiir!..kalbimin tam ortasındaki didem / le

31 Mayıs 2012 Perşembe

25 Mayıs 2012 Cuma

 


Hayatın içine doğru yürüdüğünde, büyük bir uçurumun başına geleceksin. Karşıya atla! Bu uçurum sandığın kadar geniş değildir.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Koza Kelebeği Bilmez

 Kitaptan...

* Birinin sana elini uzatması için, önce sen o insanın yüreğine dokunmalısın.

* Korkularınla yüzleşmeli, sonra onların içinden geçmelisin. Kolay olmaz, ama seni en derin benliğinin varmak istediği, açlığını çektiği o yere ulaştırır.

* Hayatta bir tek başarısızlık vardır, o da denememektir.

*Geçmiş bir mezardır, hayatını bir mezarda yaşamanın bir anlamı yok. Her son, yeni bir başlangıcın işaretidir.

* İnsanlığın tüm ilerlemeleri, dünyadaki tüm gelişmeler, ateşin keşfinden bilgisayara kadar kalabalığa kulak asmayan, içlerine belirsizlik duygusu korku salsa bile doğruluğuna inandığı şeyi yapan insanlar sayesinde oldu.

* Kaderini arama kaygılarından vazgeç. Zamanını, kendini daha iyi tanımaya harca.

* Hayatlarımız sevinçlerle dolu, heyecan verici, sevgiden yana zengin, barış ve güzellik içinde hayatlar olmalı. Mutluluk bizim doğuştan hakkımız. Yolumuzu kendimiz tıkıyor, sıradanlık tuzağına düşüyoruz. Mucizelerin bize göre olmadığını düşünüyoruz. Küçük oynuyoruz, çünkü daha yüksek potansiyelimize uzanırsak incineceğimizden, insanların bizi sevmeyeceğinden ya da hayatımızın işleyişinin bozulacağından korkuyoruz.

* Zihin mükemmel bir uşak, ama çok gaddar bir efendidir.

* Mükemmel bir hayat sürmek, kendini sevmenin bir göstergesidir.

* Her insanın görevi kendini geliştirmek deği, kendini hatırlamaktır.

*Dünyayı olduğu gibi değil, kendi olduğumuz gibi görürüz.

*Kendini inceleme, kişisel büyüklüğün ilk aşamasıdır.

* En büyük pişmanlığım, kendimi dinlememiş olmam.

*Başkalarının ne düşündüğünü öğrenmek, kendi asıl düşüncelerini bulmana yardımcı olur. Ama başkasının doğrusunu kendi doğrun sanma hatasına asla düşme. İzleyici olma işini aşırıya kaçırma. Lider ol. Liderler daha önce hiç kimsenin gitmediği yollara gider, kendi yollarını kendileri aydınlatırlar.

* En iyi benliği uyandır ve parılda.

ROBİN SHARMA


22 Mayıs 2012 Salı

belki/...



  belki bir ses gelir bahar desenli bir denizden
belki bir anka kuşu  kanat çırpar tan vakti
belki bir sözcük  endamıyla düşer şiire
 ılık bir esinti  renk verir yirminci geceye
belki şölene döner bir yalnızlık 

             kederlerdoldururyüreğebirbekleyiş
            asılıkalırboşluktabirçaresizlik

            belki derin bir düşüncede olmadı bir zihin
          belki bahar yorgunuydu ince narin parmaklar
         aykırısındaydı belki zamanın

belki bir şehir yürür de gelir kaf dağının ardından
belki  şefkatli bir devdir  sahibi muştular getirir 
belki yağız atlılardır korkusuz dörtnala gelir
belki  bir kadın kendi kadar çıkar  zifiri karanlığından 
belki bir samanyolu akar pencereme  rivayet olur
 belki  şen bir bülbül  konar ellerime düş ırmağından
 derim:
kal!.

              birmimozayayılırrüzgârlabirlikte
            biruçurtmatelleretakılıkalır

          belki bir kasrda bir ceylan büyür
          belki ürkek belki yaralı bir kontestir
          belki bir melek suretinde bir çocuk
         silmeye çalışır bedeninden izlerini günahın

belki  köpüğünü taşırır  bir ırmak helallik isteyerek
belki sökülüp gelir kırmızı gül ağacı 
belki içinden şarkı geçer dört duvar bir odanın
belki  damakta  bir kahve telvesi esmerliğinden
 gülümser gün ortasında silerek izlerini yeisin
  belki yüreğinden saçıma dokunandır uzağımdaki el
belki özlemidir baba  ellerinin bir nisan esintisi 

                  belkiaynalardıyalansızkırılgan 
                  belkibendekalandırüzgârınyardiyeöptüğüyer

belki  bugün  hüzünlüyüm belki karamsar.. 
bahçesini özleyen kız
21 mayıs 2012

koyu siyah gölgeler ya da hüzün...

burada işte
bulutlardan inmiş
göz kapakları yorgun
ıslanmış kirpikler
kara gecelerde

sönmüş ışıklar
artık zamana uymuyor saatler

cansız
kıpırtısız

daha da ötelerde mi?
yoksa ağlıyor mu sözcükler?

bahçesini özleyen kız

19 Mayıs 2012 Cumartesi



"Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar."

 

13 Mayıs 2012 Pazar

canlarım benim...


    FERDA
F eryadım içimde olmuş bir sancıyla
E sir kalmış yüreğim senin sevgine
R engi eladır derdimin:) acısıyla tatlısıyla
D erdimin zehri de sendendir devası da sendendir
A nnem benim tek mabedimdir...
(k.çetin)

 


  Anne Olmak
"Dünyada öğretilen tüm bilgilerin hiçbiri bize, bir ananın bakışının bir kelimesinin verdiği sevgiyi anlatamaz."

 "Çok özel bir an"dı anne olduğum dakikalar.
 Hiç tatmadığım,
Anlatmak için sözcüklerin yetmediği yepyeni bir duygu ile tanışmıştım.
Müthiş bir içgüdü ile sahiplendiğim çocuklarım,
Varlıklarıyla o kutsal anneliği tattırmışlardı bana.
Asıl şaşırdığım,
Sabrımın, fedakârlığımın, dayanıklılığımın sınırlarındaki inanılmaz artıştı.
Aslında hepsi,
Yavrularımı kucağıma aldığım andan itibaren ayrılmaz parçam oldukları hissi ile,
Anne-çocuk arasındaki olağanüstü ilişkinin gücünü gösteriyordu.
Koşulsuz sevginin ve anne şefkatinin berraklığında,
Kanıyla can bulup benzersiz sevgisiyle hayata tutunduğum anneciğimin sevgi dolu yüreğinden,
Sevgi dolu bir yürekle her gün yeniden yaşıyorum anneliğimi.
Her gün yeni bir "ben" keşfediyorum öğrendiklerimle.
Onlarla farklılaşan, değişen düşüncelerimle.
Birbirinden apayrı özelliklere sahip bireyler olarak saygı duyuyorum öz benliklerine.
Bana annelik tecrübesi yaşatan,
Günden güne biraz daha güçlü, biraz daha sabırlı olmayı öğreten canım çocuklarıma teşekkür ediyorum.
Ferda Balkaya Çetin


11 Mayıs 2012 Cuma

dile gelse laleler kimbilir neler söyler
 binbir türlü rengini kendi dalında gizler
 
Sen büyüdüğün vakit çocuğum,
Yine göklerden mavi gölgeler inecek yere.
F. Hüsnü Dağlarca
 nereden tutsam dalımı bir yangın başlar
 her dokunduğum yerde bulurum kendimi
tenha vakitlerde yağar yağmurlar
saklarım gövdeme kendi elimi
bahçesini özleyen kız

bir güvercin konar bakışlarıma...


ayrılık sevdaya dahil

" ...........
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili"/ attila ilhan

7 Mayıs 2012 Pazartesi

gül/e yakın sevmeler...

 nisan

mümkündür
taşın dile gelmesi
uzun bekleyişler ardından

tanıdık bir fotoğraf yüzün
kederlerini taşır
 ve esmer suskunluğunu yılların
alnında
vakur ışıltılar

vakit ikindi

şiir gibiyim
bir şairin sevdasında saklı
ılık esintilerin gezindiği saçlarımla
giysilerim bahar

biraz çocukluk
biraz da aşktı nisan
alımlı
kırmızı bir gül kadar

geldin ya
şarkı söylüyor bir adam
masalını anlatıyor kuğulara
yüreğim yüreğinde geziniyor
parmak uçlarımda ürkek ceylanlar

vuslat!.. / zamanı ölümsüz kılan

tut ellerimi avuçlarında
 tut ve öp
öyle utangaç
öyle dilsiz
göğü çizerek bakışlarıma

ah nasıl da katılmak istemiştim sözcüklerin müziğine
biriktirdiğim  hüzünlerimle

buğular yerleşir göz pınarlarıma
suskunluğum olur suskunluğun
el sallar bir kelebeğe
çocukluğum


mayıs

bilmezsiniz yüreğimden ne kışlar geçer
o hüzünkâr gitmelerin düşerken sessizliği

ferda balkaya çetin
20 nisan 2012 


5 Nisan 2012 Perşembe

 bir küçük çocuğum 
uykuya direnen
ellerim var 
pamuk şekerden...

bahçesini özleyen kız

 

1 Nisan 2012 Pazar

sükut

 soldu renkler akşamla
gökkuşağının cazibesi
artık görünmüyor
ve bu koca şehir
öyle ıssız ki
uzaktan seyredenler
matem var diyecekler
bir kuş kanadı
bozana kadar sessizliği
ve sanki
yaşamakla ölmek arasında
sessizce
ve suskun haykırışlar
bekliyorken kapıda
tercihim olacak
sıcak bakışın

bahçesini özleyen kız

26 Mart 2012 Pazartesi

Bir Yolun Varsa Gidilecek...

Bir yolun varsa gidilecek sona bırakma. 
Bir sözün varsa dilden yüreğe hiç susma. 
Görmen gerekiyorsa birini git yanına. 
Okşaman gereken bir yürek varsa esirgeme elini. 
Hayat çok zalim. 
An gelir;
Elini,
Gözünü, 
Yolunu, 
Yüreğini alır senden. 
O zaman istesen de;
Dokunamaz,
Göremez,
Gidemez, 
Söyleyemez olursun...!
 
Can YÜCEL

25 Mart 2012 Pazar

Sevgi

 
birbirinin yüzüne bakmak değil, birlikte aynı yöne bakabilmektir.
Saint Exupery


Yapılırken heyecan duyulmayan işler başarılamaz.
Ralph Waldo Emerson

Acıların en acısı kendi kendimize çektirdiklerimizdir.
Sofokles

Bir kuşu dilinden hiç öpmedim
Belki bir gün öpebilirim
Belki bir gün rüzgar olurum ben de
Eserim başakların üzerinden
Kalbim bir yaz gününe karışsın isterim
Bir kuş cıvıltısında doğmak için yeniden

Ataol Behramoğlu

sabah şiiri

uyanıyor dünya
duygularım 
duru sular içinde
 bahçesini özleyen kız

5 Mart 2012 Pazartesi

ADIM SONBAHAR


nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
   
adım sonbahar                     
Attila İlhan                                   

4 Mart 2012 Pazar

SATRANÇ İNSANLAR VE HAYAT




Bir oyundur hayat.
Ustaca oynanması gereken bir zeka oyunu.
Zıtlıklarla dolu eşsiz bir serüven...
Siyahın beyazı, iyinin kötüsü, çoğun azı, sevincin hüznü...
Ve dengeler...
Korumak zorunda olduğumuz dengeler.

Tek başına oynanmaz hiç bir oyun.
Ve her oyunun bir kuralı, bir kazananı, bir de kaybedeni...

Hayatımız başarılarla, yenilgilerle, fırtınalarla doludur. Sonsuza dek sürmez fırtınalar.
Yeni başlangıçlar daima vardır. Yenilmek hayata küsmek değil, yeniden başlamak olmalı.

Hayatı en iyi yansıtan oyunlardan biridir satranç. Zorluklar, iniş ve çıkışlar, ayakta kalmak için verilen mücadeleler. Satranç gibi oynuyoruz hayatı.

Farklı insan karakterlerini çağrıştırır satranç taşları bende, hareketlerine göre.

Kale: Gururlu, sözünün eri, güvenilir, dost canlısı, çalışkan.

At: Samimi olmayan, her zaman kolay yolu seçen.

Fil: Sürekli zikzaklar çizen, istikrar sağlayamayan.

Vezir: Her ortamda işini halledebilen, fikir üreten, aklını iyi kullanan.

Piyon: Diğer insanların işlerini kolaylaştıran, fedakâr, cesur.

Şah: Sürekli temkinli hareket eden, kontrolü elinden bırakmayan, güçlü.

Toplum içinde bir yer, bir kimlik arayan insanların hayatta kalma mücadelesi, satranç oyunu.
Farklı fikirlerin, stratejilerin karşılaşması.

Satranç taşlarının birbiri ile olan ilişkisi insanların ilişkileriyle bağlantılıdır. Taşların kendi başına hareketi yeterli değildir. Bütün halinde, bir amaç doğrultusundaki hareketleri söz konusudur. İnsanlar için de böyledir.

Hayat değişmeye devam ediyor, inanılmaz bir dinamizim içinde.

Siz satrancın en çok hangi taşlarında oynuyorsunuz hayatı?

ferda balkaya çetin
06.12.2009


içindeymişik yeşilmişik sazmışık

Bazen;


Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,

Güneş kucağındadır, bilemezsin.

Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,

Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın. 

Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın,

Uçar gider, koşsan da tutamazsın...!

William SHAKESPEARE

OSHO'dan...

"Mutluluk her zaman seninledir. Onun hava durumuyla hiçbir ilgisi yoktur, onun odun kesmekle hiçbir ilgisi yoktur, onun bahçede çukur kazmakla hiçbir ilgisi yoktur. Mutluluğun hiçbir şeyle alakası yoktur. O sadece senin varlığının varoluştan bir şey beklemeden, rahat, huzurlu olması halidir. Ve o mevcuttur; o gelmez ve gitmez. O her zaman tıpkı nefesin, kalp atışın, bedeninde dolaşan kan gibi oradadır."
Osho

'Her şey gelir. Sen sadece alacak kapasiteyi yaratırsın; her şey gelir... Sen sadece kapıyı açarsın. Yaşam sana gelmeye hazır. Sen o kadar çok engel koyuyorsun ki! Yaratabileceğin en büyük engel de yaşamı kovalamak. Kovalamacan ve koşuşturman yüzünden yaşam ne zaman gelip de kapını çalsa sen evde olmuyorsun...''
OSHO

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...