ey can!..
biz nasıl istersek hayat bize onu sunar...


6 Mart 2009 Cuma

Başarı merdiveninin basamakları

Yüzde 100 - Yaptım.
Yüzde 90 - Yapacağım.
Yüzde 80 - Yapabilirim.
Yüzde 70 - Yapabileceğimi sanıyorum.
Yüzde 60 - Belki yaparım.
Yüzde 50 - Yapabilirdim.
Yüzde 40 - Yapabilirdim sanıyorum.
Yüzde 30 - Keşke yapabilseydim.
Yüzde 20 - Nasıl yapılacağını bilemiyorum.
Yüzde 10 - Yapamam.

Siz bu başarı merdiveninin neresindesiniz?

GÜNÜN SÖZÜ

Akıllı bir insan tutkusundan ancak bir tutkuyla kurtulabilir.

La Rochefoucauld

3 Mart 2009 Salı

Mutluluk bir bardak çayda mı?

Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında
Yekpâre geniş bir anın
Parçalanmaz akışında.

A. H. Tanpınar

Fotoğraf adı: Dostlukla demlenenler

Fotoğraf sanatçısı: Metin Alpdağ

Fotoğraf adı: Paylaşım


Fotoğraf sanatçısı: Taner Yılmaz

Fotoğraf sanatçısı: Yasemin Tangören

bir el, bir şekil ve durmayan hayat
renkler pırıl pırıl
sesler kanat kanat
ve hayat sularda, dallarda, çiçeklerde
sonsuz, ezeli
dokuyor canlıyı, güzeli
ve her yaprak
dökülüyor aşka ve ışığa doyunca.

selâhattin batu

Fotoğraf adı: Beni benden kurtar

Fotoğraf sanatçısı: Murat Saygıner

DARAĞACINDA ÜÇ FİDAN / Fotoğraf sanatçısı:Ergün Karabulut

......
Ah, gidiyor işte gidiyor göz göre göre
birer rüzgâr uğultusu bırakarak yanan ateşe
N. Behram

beyaz umutlar

nasıl olursa olsun
neden diye sormadan
bugün
yarın
ya da başka zaman
suskunluğa bürününce şarkılar
danseder
anlamsız dizeler
zirveye ulaşmak için
ilk hamlede
ikincide
üçüncü derken
beşincideyim
ellerimde soğuk mevsimler
ve yavaş yavaş uyanırken şehir
ama hâlâ uyuyorken insanlar
işte o an
hissediyorum
uyanıyorum
sancılı gecelerimden
ve ben
umutluyum
doğan güneşten
içim coşar
selam sana yeni gün!

nasıl olursa olsun
neden diye sormadan
yargılamadan
biliyorum
gökyüzü
her gün mavi değil
kararır çoğu an
ama
gerçek acıdır
her zaman...

ve tam sırası
diyorum
işte
tüm şehir ayaklarımdayken
insan olmanın
gururunu
onurunu taşıyorum
yaşarken...bahçesini özleyen kız

1 Mart 2009 Pazar

Özdemir Asaf' tan...


Dünyanın nüfusu ikiye bölünüyor,
Yarısı sen oluyorsun, yarısı ben.
Sonra ikimiz bir bütün oluyoruz,
Kimseye sezdirmeden.

GÜNÜN SÖZÜ

İnsanlar her zaman kahraman olamazlar ama her zaman insan olabilirler.

Benjamin Franklin

Umut dalgası oluşturmak

Herhangi bir kadının ya da erkeğin dünyadaki yoksulluk, bilgisizlik, haksızlık ve şiddet gibi binbir türlü kötülüğe karşı yapabileceği hiçbir şey olmadığı inancı kimsenin hevesini kırmasın...
İnsanların pek azı tarihin yönünü değiştirecek kadar güçlüdür, ama her birimiz olayların küçük bir parçasını değiştirmek için çalışabiliriz ve tüm bu eylemlerin toplamı bu kuşağın tarihini yazar...
İnsan tarihini biçimlendiren, sayısız ve çeşitli cesaret ve inanç eylemleridir.
Bir kişi bir ideal için çalıştığı veya başkalarının iyiliği için harekete geçtiği ya da haksızlığa karşı çıktığı her defa ufak bir umut dalgası yaratır. Milyonlarca farklı enerji ve cesaret merkezinden gelip, birbirinin içinden geçen bu dalgalar, en büyük kıyım ve direnç duvarlarını yerle bir edebilecek güçte bir akım yaratırlar.

Robert F. Kennedy

26 Şubat 2009 Perşembe

GÜNÜN SÖZÜ...

Hayat geç kalanları hiç affetmez.

Gorbaçov

Zaman mı Geçip Giden Yoksa Biz mi?

Zamanla yarışıyoruz.
Yolun başından bir an önce büyüme telaşıyla, sonraları ayak dirememize rağmen artan bir tempodan ve sona doğru zamanın nasıl böyle çabuk akıp gittiğine akıl erdiremeden, çokça pişman ve bir hayli küskün bir edayla tüketiyoruz onu.”
diyordu bir yazısında Can Dündar.
“Biz onu tükettik sanırken aslında onun bizi tükettiğini fark ettiğimizde vakit çok geç oluyor.”

Yakalamaya çalıştığımız,
Kaçırdığımız,
Bazen de kaybettiğimiz bir şeydi zaman.
Payımıza düştüğü kadarıyla soluğunu hissederken kimimiz,
Ve yetmezken yirmi dört saat,
Planlayamayız kimimiz de gerektiğince.
Erteleriz.
Acele etmeyiz.
Unuturuz.
Yetiştiremeyiz.
Oysa ki,
Hedeflerimize, isteklerimize ulaşmak için var olan zaman boşa geçirilmeyecek kadar değerlidir. İçinden akıp gidense kendi yaşamımızdır.
Biliriz de, “Zaman mı bizi yönetiyor biz mi zamanı” fazla irdelemeden bırakırız kendimizi akışına.
Statik,
Dinamik ya da…
Algıladığımız yönüyle gelişir yaşam felsefemiz.
Verimli kullanmaksa kişinin inisiyatifinde.
Düşünerek,
Üreterek,
Ve bitmek bilmeyen bir arayışla insanın yeteneklerini geliştirmesi insan olmasının bir sonucu olarak,
Kendisine, topluma ve yaşama bir katkı sunması demek.
İşte en çok da bunun için önemli zamanı etkili kullanmak.
21. yüzyılda yeni değişimlerle baş döndürücü bir hızla geçen zaman,
Ayak uyduramadığımızda esir alıyor bizi.
Oluşan boşluk,
Yeni oluşumları beraberinde getiriyor.
Yaşanmamış “an” ları ve “pişmanlıklar” ı…
Yaşamın kontrolünü elimizde tutmak gerekiyor, başka bir dünyaya bırakmamak için güzel günleri.
Ve bir Afrika atasözü…
“Her sabah Afrika’ da bir ceylan uyanır.
En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir.
Her sabah Afrika’ da bir aslan uyanır.
En yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.
Aslan veya ceylan fark etmez.
Güneş doğduğunda koşmaya başlasanız iyi olur…”

ferda balkaya çetin

25 Şubat 2009 Çarşamba

nasıl taşırdı bu yükü dünya olmasaydınız siz...

güneş sensin her gün yeniden doğan
çiçek sensin
her mevsim gül kokularla açan
şiirini besteler ay ışığı senin için
evren seninle boyanır beyaza
bir gün filozof
bir gün şair
neler öğrenmedik
neler yaşamadık ki beraber...

yüreğim sizde kalsın çocuklarım
içinde düşlerim
hayallerim
umutlarım...

ferda balkaya çetin

Güçlenmek...


21 Şubat 2009 Cumartesi

SEVİP DE YANDIKLARIM

bir şiir çek usta
hafif firaklı olsun okkalı olsun
hasret mevzuunda
epeyce sıla olsun
hem anam hem babam
ve duru yüzlü güzel kardeşlerim
en derin, en hüzzam bakışlarıyla oğlum ve de kızım...
sevgiliye selam olsun,
.................bin selam olsun...

gülünce güzelleşirmiş insan
bugün güzelleşmeyelim be usta
bizimkisi bugün de acılı olsun

benim sevdiklerim çok
hasretiyle yandıklarım çok
her birinde, dağlanmış yüreğimden bir koca dilim...
bir şiir çek usta
içinde kadim dostlarım, arkadaşlarım olsun
memleket sürgünü/ hayat vurgunuyuz.. öyle ya;
varsın, memleketim olsun.

bir kuş bile yalnız uçmaz gökyüzünde
yalnız yüzmez suda balık
tek şekerli bir yalnızlık çek usta
yanında şiir olsun.

eline sağlık usta
şiirine sağlık...
hele bir şiir daha çek usta
mühründe nâzım olsun.

hava nasılsa soğuk
hava nasılsa yağmurlu
akıl kârı değil sokaklara vurmak
hele bir şiir daha çek usta
unutma, demli olsun
içinde sevdiklerim, sevip de yandıklarım olsun.


------sevdakâr çelik

Fotoğraf adı:Yol almak lazım

Fotoğraf sanatçısı: Metin Alpdağ

Bir Afrika atasözü

Her sabah Afrika’ da bir ceylan uyanır.
En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir.
Her sabah Afrika’ da bir aslan uyanır.
En yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.

Aslan veya ceylan fark et
m
ez.
Güneş doğduğunda koşmaya başlasanız iyi olur…

20 Şubat 2009 Cuma

Mutluluğun resmi

Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
İşçiler gözler yolunu.
İnebilseydin o vapurdan
Ayağında Varna'nın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
Hasretle kucaklayabilseydim
Seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
Kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik meserret kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
O günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler...
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız,
Anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiye'yi
Bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.

İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tual yeterdi;
Ne boya...

Abidin Dino

14 Şubat 2009 Cumartesi

sevmek...




bir çocuk yüreğinden

bir dost sıcaklığında

insanın muhteşemliğinden...










Söz

Benim en sevdiğim söz senden duyduğum "ben" dir.
Hep yinelediğim söz sana koyduğum "ben" dir.
İyi olmak adına bilgiç olmak istemem,
Seni senlediğim söz, bir-bir oyduğum "ben" dir.

Özdemir Asaf

Sabaha Kadar


Dünya o kadar büyük ki;
Bir noktayım ortasında, ne yapsam.
Bazan da o kadar küçülüyor ki dünya,
Devrilecek sanıyorum, kımıldarsam.

Hayat o kadar uzun ki,
Öyle bitmez geliyor ki bir an..
Bir de bakıyorum, o kadar kısalıyor ki;
Ne çıkar, diyorum, bir hayattan

Saadet o kadar lâzım ki yaşayana;
Billâhi can verir uğrunda insan.
Hem o kadar boş ki mesud olmak,
Gün yüzü görmeden ölenlerin arkasından.

Ben o kadar önemli kişiyim ki,
O kadar iyiyim ki aklım ve düşüncelerimle.
O kadar fenayım ki ben
Delice niyetlerimle.

Gece; ne kadar karanlık ve sessizsin..
Öyle kaplayorsun ki evleri, yolları, denizleri.
Hem o kadar aydınlık ve seslisin ki;
Çılgınca coşturuyorsun bizleri.

Sabah; bir yeni dünya gibi geliyorsun;
Öylesine süslü, öylesine sadesin ki..
Sen o kadar güzelsin ki sabah,
O kadar güzelsin ki.

Özdemir Asaf

GÜNÜN SÖZÜ

İstediğiniz her şeyi söylemek için sadece beş dakikamız kaldığı söylense, telefon etmek istediğimiz her telefon kulübesi, karşısındakilere kendilerini sevdiklerini söyleyenlerle dolu olacaktır.

Christopher Morley

10 Şubat 2009 Salı

Selam Olsun Diyarbekir'e!..

Öyle şehirler vardır ki,
Tarihi dokusuyla, kültürel yapısıyla çeker sizi kendisine.
Esir alır ruhunuzu adeta.
İç sesinize karışır şehrin sesi.
Bütünleşirsiniz bir anda.
Yüreğinizde hissettiğiniz müthiş enerjinin içinde bilinmeyene doğru yol alırken geniş imgelem gücünüzün yeniden dirilişini yaşarsınız.
Bulunduğunuz yer artık sizin için yaşamın merkezidir ve evrene sevinç pırıltıları gönderirsiniz oradan.
Edindiğiniz yeni dostlar sevincinize sevinç katar.Zenginlik katar gönlünüze.
Kısa süreli de olsa ruhunuzda yankılar bırakan tarihi bir şehir daha yerleşir belleğinize.Sizi bağrına basan güzel insanlarıyla.
Yanıbaşınızda,
Teklifsizce bulduğunuz,
Ve beklentisiz…
Ayrılık vakti geldiğinde ise bir hüzün çöreklenir yüreğinize. “Şimdi sırası değil” deseniz de içinizde birikmiş duygularınız nemlendirir bakışlarınızı.
Çünkü zordur ayrılıklar.
Zordur, bırakıp da gitmek.
Bilirsiniz, bir dostun varlığı güç verir her zaman.
Uzaklarda olsalar da…
Ve asla terk etmezler sizi.
Döndüğünüzde,
Bir parçanızda orada kalmıştır çünkü…

***
Tarih 29 Ocak Perşembe.
Diyarbakır yolcusuyum.
Beni ta oralara çeken içten bir davet zarif bir jest.
"Öğretmenim, düğünümde nikah şahidim olur musunuz?"
Öğrencim, Eyüp…
Kırıkkale’de ki ilk mezunlarımdan.
Diyarbakırlı.
Ve halen orada ikamet ediyor.
Askere giderken görüşmüştük en son.
Sanırım üç yıl önceydi.
Öğretmen olanlar iyi bilir ki, öğrenci-öğretmen ilişkisi apayrıdır.
Öğrencileriniz,
Öğrenciniz olmaktan öte oğlunuzdur, kızınızdır.
Canlarınızdır.
Emeğinizdir.
Sunduğunuz koşulsuz sevginizdir.
İşte bundandır kalkıp da Diyarbakırlar’a gidişimiz.
Bu yüzdendir.
Emekli olduktan sonra da öğretmen kalabilmek bu olmalı.

***
Diyarbakır!.
Kültür ve tarih şehri…
Tarihin her döneminde büyük medeniyetlerin zengin ve kültürel değerlerini günümüze taşıyan ve tarihi dokusunu en iyi koruyan şehirlerimizden biri.
Şehrin saklı güzelliklerini belleğimize kaydediyoruz.
Gazi Köşkü, Surlar, Kervansaray, Dicle üzerindeki On Gözlü Köprü…
Ve düğün boyunca çektiğimiz tüm zarafetiyle Diyarbakır halayı…
***
Beş günlük ziyaretimiz muhteşemdi, yaşanan tatlı telaşlarla ve koşuşturmalarla.
Başlangıçta yaptığım uzun giriş boşuna değildir.
Boşuna değildir, bir şehirde yaşayan insanların o şehrin köklü kültürüyle bütünleşmesi.
Olanca içtenlikleri, sıcacık yürekleriyle bize ev sahipliği yapan öğrencimin amcası sevgili Aykut Bey, zarif eşi ve şirin kızları...
Selam olsun size!
Siz güzel insanlara...
Bin selam olsun ve binlerce teşekkürler bir kez daha…

ferda balkaya çetin

8 Şubat 2009 Pazar

ince çizgi

son maviler doldururken geceyi
zaman telaşlı
yüreğim sabırsız

dur biraz...
ferda balkaya çetin

Bazen





Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,


Güneş kucağındadır, bilemezsin.


Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,


Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.


Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.


Uçar gider, koşsan da tutamazsın...

William Shakespeare

İnsanların çoğu...

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.


W.Shakespeare

7 Şubat 2009 Cumartesi

Diyarbakır' dan selamlar...


GAZİ KÖŞKÜ
Gazi köşkü, 16. yüzyıla ait olan bir Akkoyunlu eseri. Diyarbakır`ın hemen dışında yer alıyor. 16. kolordu komutanı olarak Diyarbakır`a atanan Gazi Mustafa Kemal, çok sevdiği bu köşkte 11 ay kalmıştır...1937 yılında Diyarbakır`a geldiğinde, köşk sahiplerinden satın alınarak armağan edilmiş. Köşk bugün valilik tarafından müze olarak kullanılıyor...

5 Şubat 2009 Perşembe


bal renkli bulutları gördüm

ufkun bittiği yerde

mavi gölgelerin

sıcak sessizliğinde

...birazdan görünecek sularda / geceyi bekleyen ay / şimdi lacivert bir denizdeyim


ORDA KALDIM

giden gitti (yiten zaman)
açtığın kapıdan girdim, adımı söyledim
işte orda kaldım

herkes nerde? (gibi yanlarında durdum)
yiten zaman (onlar öyle sandı)
hiç ayrılmadım ki (aklım)
ben orda kaldım

senden bana hiç durmadan akan neyse
olsan olmasan
yansıladım (yüreğim, ben)
sen yoksan da iki olduk
gidenlerle gittim (gibi)
dünya (zaman)
ben orda kaldım

Gülten Akın

Bir resim yapar mısın benim için, gökyüzüne? Kalemin ışık olsun...


ırmak denizde son bulur, yollar gönülde...


sadece bir tanesi, avuçlarımda saklı olanlardan...


4 Şubat 2009 Çarşamba

rengârenk dünyamdan yansıyanlar olsun...


YÜREĞİNDE OLMASAYDIM

Bir küçük çocuk başını kaldırıp
Bir yıldıza baktı ve ağlamaya başladı.
Yıldız ona "Neden ağlıyorsun çocuğum?" dedi.
Çocuk ona, "O kadar uzaktasın ki

Hiçbir zaman sana dokunamayacağım."
Ve yıldız yanıtladı çocuğu
"Zaten yüreğinde olmasaydım senin,
Beni göremezdin ki."


John Magliola

SEVGİLİ ABDULLAH BALKAYA VE MEHMET CELALETTİN SEZER'E PAYLAŞIMLARI İÇİN TEŞEKKÜRLER...


sanma ki,


dert,


sadece sende var...


sendeki derdi, nimet sayanlar da var...


netice...

demek ki neymiş:
derdimi dinledim, derdimden iğrendim.
onun derdini gördüm, derdime imrendim...
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti,
Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,
O Da Bugündür...

27 Ocak 2009 Salı

ölüme çare buldum

yaşamak
iyileri ve kötüleri
ikiye bölmemektir
ölüme çare buldum
insanları sevmek
hiç ölmemektir


Hüseyin Avni Dede

25 Ocak 2009 Pazar

ESKİDENDİ ÇOK ESKİDEN

Hani erken inerdi karanlık,
Hani yağmur yağardı inceden,
Hani okuldan, işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken...
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.

Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.

MURATHAN MUNGAN

ESKİDEN

Çember çevrilir,
Su musluktan içilir,
Ağaçlara tırmanılırdı.
Bebekler bezden, silahlar tahtadan,
Resimler kömür karasından yapılırdı.
Kızlara ninelerinin, erkek
lere dedelerinin
İsimleri konulur
Saatli maarif okunurdu
Komşuda pişen, bize de düşer
Bizde pişen komşuya düşerdi
Geceler ayaz, sokaklar karanlık,
Yıldızlar parlak olurdu
Turşu, salça, mantı evde yapılır
Karpuz kuyuda soğutulurdu
Erik ağacının çiçeği pencere camımıza yaslanır
Güz yaprakları bahçemize düşerdi
Kardan adam yapılır, evlerde soba yakılır
Kış gece
lerinde masal anlatılırdı
Merdiven çıkılır, aidat ödenmez, yönetici seçilmezdi
Evler badanalı, sokaklar lambasız
Mahalleler bekçili olurdu
Ajans radyodan dinlenir
Çizgili roman okunur
Defterlere kenar süsü yapılırdı
Hayat, arkası yarın gibiydi
Kesintisizdi
Her gün yaşanacak bir şey vardı
Herkes kendi düşünü kurar
Kendi hayat
ını oynardı
Şimdi
Hayat tek perdelik bir oyun
Stand-up bir yalnızlık
gibi
Şimdi
Herkes
Yoğun
Yorgun
Ve
Tek başına


Can DÜNDAR

GÜNÜN SÖZÜ

İstediğiniz her şeyi söylemek için sadece beş dakikanız kaldığı söylense, telefon etmek istediğimiz her telefon kulübesi, karşısındakilere kendilerini sevdiklerini söyleyenlerle dolu olacaktır.

Christopher Morley

23 Ocak 2009 Cuma

sızıyla gelen...

yaşamı solurum her sabah derinliğinden / eşsiz
şiirsel bir değişim ruhumda / sessiz
arınıp bir çırpıda acılarından evrenin
büyüyen sevdamla gün be gün / gösterişsiz...

karışsam da bazen dipsiz karanlıklara binlerce sesle
sarar ay'ın pırıltısı / bir dizi yalnızlığımı / özlemle
biter ayrılıklarım aydınlık gelişinden / gece yarısı
ulaşır coşkusu kırmızı ufkundan denizin / vaktinden önce...

varsın en içlisinden yazılsın şiirlerim karışsın yağmurlara
nedir kalacak olan geriye benden sonra
usulca silecek izlerimi oysa güçlü elleriyle zaman
ya da ölümsüzleştirip taşıyacak beni en güzel baharlara...

ferda balkaya çetin

21 Ocak 2009 Çarşamba

AKROSTİŞ

"F erda senin; senin bu teceddüt, bu inkilâb..."
E bedi bir yolculuktan sesleniyor sanki bana usta şair
"R azı olur musun, taşa tutsun şu serseri?"
"D urmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır."
A nlıyorum durmak yok, çok çalışmanın zamanı şimdi...

20 Ocak 2009 Salı

Günün sözü...

Ömer Hayyam,
"Ben hayattan, ona olan hayranlığımdan başka bir şey öğrenmedim" der. Harikalar çağı olan zamanımızda, bizim mucizelere olan duyumuzu kaybetmemiz çok acı bir şey olurdu. Dimağı gençleştiren şeyler sürpriz ve sevgidir.

Harold Nicolson

ABORİJİNLERİN DUASI

Seni ayakta tutmaya yetecek denli güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni dilerim. Aydınlık bir bakış açısına sahip olmana yetecek denli güneş diliyorum. Güneşi daha çok sevmene yetecek denli yağmur diliyorum.
Ruhunu canlı tutmaya yetecek denli mutluluk diliyorum.
Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılamasına yetecek denli acı diliyorum. İsteklerini tatmin etmeye yetecek denli kazanç diliyorum. Sahip olduğun her şeyi taktir etmene yetecek denli kayıp diliyorum. Son "elveda" yı atlatmana yetecek denli "Merhaba" diliyorum.

19 Ocak 2009 Pazartesi

NERGİS ÇİÇEĞİ

Gözlerinizle dinliyorsunuz siz...
Bir öykü anlatmak istiyorum bu nedenle:
Bir nergis çiçeği ölmüş. Çayırdaki çiçekler, ırmaktan birkaç damla su istemişler, ona gözyaşı dökmek için.
"Bendeki tüm su damlaları gözyaşı olsa, nergis için dökeceğim yaşlara yetmez. Onu çok severdim," demiş ırmak.
"Nergisi kim sevmezdi? O kadar güzeldi ki..." diye yanıt vermiş, çayırdaki çiçekler. "Gerçekten güzel miydi?" diye sorunca ırmak, "Senden iyi kim bilebilir bunu? Kıyında eğilip suyunda kendi güzelliğine bakardı her gün," demişler. Irmağın yanıtı şöyle olmuş:
"Onu sevmemin nedeni, bana eğilip baktığında, suyumun yansımasını görmemdi gözlerinde..."


Oscar Wilde

17 Ocak 2009 Cumartesi

SENİ SAKLAYACAĞIM

Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde
Şarkılarımda, sözlerimde.

Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.

Sen göreceksin duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.

Bakacaksın, benzemiyor
Gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.

Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.

Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.

Bir gün, tam anlatmaya...
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım...
Anlayacaksın.

Özdemir Asaf

MEVLANA'DAN...

Ne güzel şeydir,

her gün bir yerde konaklamak,

Akarsu, donma korkusundan, elbette uzak!

Dün geçti, dünün sözü de dünle geçip gitti,

Bugün, yepyeni bir söz söylemeli muhakkak!

4 Ocak 2009 Pazar

Karmaşık...Ama İnsanca...

Çıkarak yaşamın içinden,
Birbirinin içine gizlenmiş özlemin, mutluluğun imgesel buluşmasında,
Sıcacık bir dokunuşun tılsımından esinle denize, ardından okyanusa akan coşkun bir ırmak yüreğim…
Gerçeğini yansıtan bir fotoğrafın bakarken derinliğine, anlamlı bir dostluğun başlangıcına tanıklık eder gibi gözlerim. Kaygı taşımadan.
Beni ele geçiren,
İçselleştirdiğim,
Şiirsel bir yaşamın içinde zihnimde biriktirdiklerimdi,
duran bir zamanda, bilgece…
Harekete geçiriyor yapabileceklerimi bahardan kalma bir dürtüyle, bu mevsimde…
Ve bütün bir gece uykuma egemen olan düşüncelerim hoş bir zaman ritüeliyle yansıyor sözcüklerime.
Kesişen bir yaşamın ipuçlarını keşfediyorum estetik çizgilerinden,
Uzlaşarak da kendimle,
Koşulsuz sevmenin güzelliğini taşıyorum evrene,
Öğrendiklerimle…
Yazılmayı beklerken şehrin son haberleri,
Minicik ışıltılara yüklediğim anlamlar sarsıyor beni her seferinde.
Billurlaşıyor duygularım.
Büyülü bir raksa eşlik eder gibi kutsanıyor ışığından ay’ın,
Her bir notadan ayrı ayrı yükselen serenatlarla…
Yağmurda ıslanıncaya,
Karda üşüyünceye kadar dalıyorum yaşamın tam ortasına…
Duygularıma tanıdığım özgürlük, “özel olma”nın muhteşemliğini hissettirmeli insan olmama…

ferda balkaya çetin

HERKES VE BİRKAÇ KİŞİ


Yağmur Herkese Yağar
Güneş Isıtır Herkesi
Mevsimler Herkes İçindir
Yalnız Çığ Altında Kalan
Sele Kapılan Her Zaman Bir Kaç Kişi

Herkes İçindir Aşk Da Ayrılık Da
Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan
Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık
Kiminin Hayatı Yalnızca Unutkanlıktan

Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa
Kimi Hiçbirşey Ögrenmez Karanlıktan
Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi
Kimi Ayrılamaz Karanlıktan

Yağmur Herkese Yağar
Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini
Onca Şarkı Onca Film Onca Roman
Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi

Çığ Altında Kalan Sele Kapılan
Aşktan Ve Acıdan Ölen
Birkaç Kişi Dünyayı Başka Bir Yer Yapmaya Yeter
Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan
Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider
Geçer Gider Herkes
Hikayelerdir Geriye Kalan.


Murathan Mungan

28 Aralık 2008 Pazar

Yeni Bir Yıl Yeni Başlangıçlar Demek Biraz da...

Geçiyor zaman…
Geride bırakırken bir 365 günü daha,
Durduğum yer,
Kendime, gerçekleştirdiklerime ve gerçekleştireceklerime baktığım yerdir.
Yeni bir yıl,
Yeni umutlar, sevinçler, mutluluklar, başarılar, dostluklar, yeni başlangıçlar demek biraz da...

Bir şiir, bir şarkı, bir masal gibi içine çeker yaşam beni hesapsızca...

İyimserliğim,
Ve
Yaşama sevincimle,
Koca bir yılın yaşanan olumsuzluklarını, sorumluluklarını da taşıyarak yüreğimde
filozofça bakabilmek evrene sonra…
Yaşamı ciddiye almanın ötesinde,
İyi bir mizah yazısı okur gibi,
Zamanın büyüleyici, renkli, üretken, coşkulu yolculuğunda sınırlarını bilmediğim bir geleceğe doğru yürürken ortak olabilmek olabildiğimce, güzelliklere… Kararlılıkla…
Biliyorum ki,
Ne kadar yakından bakarsam,
Ne kadar çok girersem yaşamın tam ortasına,
o denli uzak tutabileceğim kendimden:
Geç kalınmışlıkları,
Yapılamayanları,
Pişmanlıkları,
Ertelenenleri…
İnsanlık uğruna harcanan kısımlarıyla da

yaşanan bir ömür, yüzüme tutuyor aynasını; eleştiriyor, dinliyor, hırpalıyor, kutluyor.

Geçiyor zaman…
Bir yandan saklarken, yok ettikleriyle diğer yandan…
Hırçın bir ırmak,
Durgun bir deniz, zaman zaman…
Ama geçmeden ömrüm yaşanmadan, maviye boyamalıyım her gün yeniden gökyüzünü,
Günün ilk ışığından…

ferda balkaya çetin

27 Aralık 2008 Cumartesi

Gününüzü Ömrünüz Gibi Görün

"Günler uzaklardan, sanki bir arkadaş tarafından davet edilmiş gibi sessiz sedasız gelir, ama hiçbir şey söylemezler ve eğer getirdiği armağanları kullanmazsak, onları sessizce alır götürürler," demiştir Emerson.

Günlerinizi nasıl yaşarsanız, ömrünüzü de öyle geçirirsiniz. Önümüzde uzanan onca günün içinde kolayca bugünün çok önemli olmadığı düşüncesinin tuzağına düşebilirsiniz. Ancak güzel bir yaşam harika bir inci kolye gibi, iyi yaşanmış bir dizi günden ibarettir. Her günün önemi vardır ve her bir gün sonucun kalitesine katkıda bulunur. Geçmiş geride kalmıştır, gelecekse bir hayaldir, gerçekten tek sahip olduğunuz sadece bugündür. Ona akıllıca yatırım yapın.

Yaşamınız kostüm provası değildir. Kaçırılan fırsatların tekrar yakalandığı çok nadir görülür. Bugün, yaşama hevesinizi artıracağınıza ve bugünü takipeden günlerde yükümlülüklerinizi çoğaltacağınıza söz verin. Birçok kişi yaşamlarını değiştirmek için aylar, hatta yıllar gerektiğini düşünür. Saygı duyuyorum. Ancak aynı fikirde değilim. Değişim, içtenlikle daha iyi, daha tutkulu bir insan olma kararı aldığınız saniyede başlar. Aylar, yıllar süren sadece verdiğiniz kararı korumak için uygulayacağınız gayrettir ve yaşamınızı değiştirme konusunda alabileceğiniz en iyi karar günlerinizin her saniyesini doyasıya yaşamaktır.

Efsanevi golfçü Ben Hogan'ın dediği gibi:

"Yaşam yolunda ilerlerken, gülleri koklamalısınız, çünkü sadece bir tur oynama hakkınız vardır."

ROBİN SHARMA

26 Aralık 2008 Cuma

isimsiz...


YAĞMUR



Bu yağmur, bu güzel bu serin yağmur.

Yağıyor bu sabah sanki içimde.
Dokunma gözlerim yağmur doludur,
Bulutlar içimin derinliğinde.

Çimenler ıslanır, yollar ıslanır,
Çağırır pencerem, yağmur seslenir.
Ufuklar bu beyaz renkle sislenir,
Yaşarım bir yağmur serinliğinde.

Beyaz bulutlara aşık olurum,
Geçerler üstümden bakar kalırım,
Bulutlar başımda düştür, dalarım
Dinlerim tarlama yağan yağmuru.

Oluk oluk akar, eğleşir gider,
Yapraklarla bir şey söyleşir gider.
Gider, güzel yağmur, ağlaşır gider,
Yıkayıp bırakır gönlümü duru.

Ceyhun Atuf Kansu

GÜNÜN SÖZÜ

Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo'nun resim yaptığı, Beethoven'in beste yaptığı veya Shakespeare'in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes durup "Burada işini çok iyi yapan, dünyanın en iyi çöpcüsü yaşıyormuş" desin.

Martin Luther King

En kıymetli hazine

1694-1778 yılları arasında yaşayan Fransız yazar

Voltaire, zaman konusunu şöyle yorumluyor:

"Zaman, tasavvurumuzdaki projelerin gerçekleştirilmesi için yeterli değildir. Bekleyen biri için ondan daha yavaş, hoşlanan biri için de ondan çabuk geçen bir şey yoktur.
Büyüklüğü ile sonsuzluğa uzanır; küçüklüğü ile sonsuz parçalara bölünebilir. Herkes onu ihmal eder; herkes onun kaybolmasından üzüntü duyar. Gelecek nesillere aktarılmaya layık olmayan ne varsa, onları karanlıklara gömer ve gerçekten büyük olan hareketleri de yaşatır.


İnsanın en kıymetli hazinesi zamandır."

25 Aralık 2008 Perşembe

isimsiz...


isimsiz

gözlerimi örten nem / le
sustum
ve bir bulut
üstünde başımın
kimseler bilmeyecek
neden yağdığını yağmurların

hangi sözcük merhem olabilir ki
değişen rengine bakışlarımın
hangi mevsim yeşertmez ki sancısız
toprağından tohumları


üşür
yüreğim
düşer
yalnızlığına
coşkularının



24 Aralık 2008 Çarşamba

sonsöz



Dünya gözlerimi kendi ellerimle örttüm
Değdi yorgunluğuma
Bi ölüm kaldıydı onu da gördüm
Beni pişman etmedi doğduğuma

HERŞEY SENDE GİZLİ

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...


CAN YÜCEL
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...