19 Temmuz 2011 Salı
14 Temmuz 2011 Perşembe
sevgiye dair...
13 Temmuz 2011 Çarşamba
geceydi
savruluyordu şehrin yıldızları
nehr'olup akan zaman üzerine
ruhum dökülüyordu tebessümlerden
geceydi
bir bahar ışıltısı gibiydi gözlerin
denk düşüyor düşlerimin rengine
uçuşuyordu saçlarım kendiliğinden
geceydi
bir orman derinliğindeyken kelimeler
yemyeşil akıyor şiir ayın aksine
ellerim büyüyordu bedeninden
geceydi
usulca karışıyordu toprağa ılık bir ten
usulca karışıyordu toprağa ılık bir ten
ve yağmur yağıyor kar çiçeklerine
gün ışığı sızıyordu penceremden
13 temmuz 2011
ferda balkaya çetin
10 Temmuz 2011 Pazar
4 Temmuz 2011 Pazartesi
27 Haziran 2011 Pazartesi
Gelmiş Bulundum
Ben mişim—neymiş?—su sesiymiş
Oymuş—cam kırıkları gibi gövdemi yakan—
Yanağında sardunya kokusuyla yazdan
Kimmiş o gelen ya giden kimmiş
Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş
Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.
Güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi
Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
Kim koparmış dalından bu yabani incirleri
Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.
Yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan
Bir kaya, bir ot, bir akarsu
Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
Ki bütün ölüleri sığa çıkaran
Ve kenti bir ölüm derinliğine salan
Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.
Şiirler yazdım, kitaplar okudum
Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
Söylesin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.
Haydar Ergülen
***
"Ben eğilmem gündüz ama,
Geceleri kanatırım kendimi."
Metin Altıok
***
"Ben eğilmem gündüz ama,
Geceleri kanatırım kendimi."
Metin Altıok
26 Haziran 2011 Pazar
"Güçtür!" dese de ŞAİR, "Mutluluk resmi yapmak..."
Mutluluğun resmini çocuklar yapar ancak!
Sevdakâr ÇELİK
16 Haziran 2011 Perşembe
13 Haziran 2011 Pazartesi
en içten ve en masum...
''Hafıza tuhaf bir sanatçıdır, hayatın renklerini yeni baştan çizer, yalnızca en güzel çizgileri, heyecan verici eğrileri korumak için vasat olanı siler.''
Marc Levy
karmaşık şiirler-3
bir derin düşünceyle gömüldü güneş
mor halkalar içinde durgun denize
renkler yorgun kent yorgun
bir işaret bekliyor göğün aktığı yere...
bense / kendi yüzümün frezya masumluğunda
ışıyan gözlerimi seyrediyorum / yağmur bereketinde
kımıltısız bedenimle...
bahçesini özleyen kız
19 Mayıs 2011 Perşembe
DÜŞLEMİN BASAMAKLARI
Yarın günlerden ağustos böceği
Sen hep önden git
Gözlerindeki bilinmezlikler gibi.
Sen süreksizliğin imgesi
Sen arkada kal
Cam, kaya, put, masal öncesi.
Yarın günlerden taşkınlığımızın yüreği
Sen benimle ol
Boşluğun kuşlarla hafiflemesi.
Serçe balkonunun sevinci
Sen hep önden git
Tanıdık bakış dudağının ucundaki.
Yarın günlerden yorgunluk çiftliği
Sen arkada kal
Kaderimin lodos böceği.
Yüreğimin daha az karanlık güneşi
Sen benimle ol
Uçurdum gözlerindeki çiçeği.
ATATÜRK'TEN SON MEKTUP
Siz beni hâlâ anlayamadınız,
Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
Hep tutturmuş "yıl 1919, Mayısın 19'u" diyorsunuz,
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.
Mustafa Kemal'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
Siz bana neler yaptınız ondan haber verin,
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,
Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Bana muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan;
Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı,
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı,
Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil
Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz,
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın,
Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların.
Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil
Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,
Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.
Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç ilerlememiş;
Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek dururken,
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen,
Mustafa Kemal'i anlamak işitmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter,
Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Halim Yağcıoğlu
15 Mayıs 2011 Pazar
ANAHTAR
Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,
Açsam göğün mavi kapılarını.
Bir samanyolundan geçip dolaşsam
Yıldızların altın yapılarını!
Dolansa boynuma ışıktan kollar,
Açsa esrarını gök perde perde:
Kayıp sesleri duysam yeniden,
Kaybolan yüzleri görsem göklerde!...
Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,
Toprak kilidini açsam dünyanın,
Çözsem düğüm düğüm muammasını
Ölüm denen sonsuz, büyük rüyanın!
Gelse bahçe bahçe mevsimler dile,
Ağaçlar, çiçekler konuşsa biraz:
Kimdir şu dallarda kızıl gülleri
Kimdir şu dallarda kızıl gülleri
Böyle alev alev yakan sihirbaz!
Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,
Ne yıldızlar için, ne güller için!
Alnı eşiğinde bekleyenlere
Açılmak bilmeyen gönüller için!
Yusuf Ziya Ortaç
Yağmur Kaçağı
Elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
yağmur beni götürecek yoksa beni
Geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa eylülse ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
Attila İlhan
6 Mayıs 2011 Cuma
5 Mayıs 2011 Perşembe
yılkı atı ve özgürlük
kırmızı bir alev gökyüzünde
buluta değer
bir yel eser
alıp götürür güneşi
geniş topraklar sarsılır
yurduna kavuşur yeni
ilk ayak sesleri
baharın ilk çığlığı gibi
ağaçlar alkış tutar
özgürlüğü söyler
kuşların kanatları
uçuşur rüzgârda yeleleri
yalnızlığın düşüme girdi
yağmur oldu yıldızlar
peşinden sürklendim
hoşgeldin özyurduna
zaferin kutlu olsun
ferda balkaya çetin
1 Mayıs 2011 Pazar
30 Nisan 2011 Cumartesi
Orda Bir Köy Var Uzakta
Orda bir köy var uzakta,
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.
***
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.
***
Orda bir ev var uzakta.
O ev bizim evimizdir.
Yatmasak da, kalmasak da,
O ev bizim evimizdir.
***
O ev bizim evimizdir.
Yatmasak da, kalmasak da,
O ev bizim evimizdir.
***
Orda bir ses var uzakta,
O ses bizim sesimizdir.
Duymasak da, tınmasak da
O ses bizim sesimizdir.
O ses bizim sesimizdir.
Duymasak da, tınmasak da
O ses bizim sesimizdir.
***
Orda bir dağ var uzakta,
O dağ bizim dağımızdır.
İnmesek de, çıkmasak da
O dağ bizim dağımızdır.
O dağ bizim dağımızdır.
İnmesek de, çıkmasak da
O dağ bizim dağımızdır.
***
Orda bir yol var uzakta.
O yol bizim yolumuzdur.
Dönmesek de, varmasak da
O yol bizim yolumuzdur.
Ahmet Kutsi Tecer
O yol bizim yolumuzdur.
Dönmesek de, varmasak da
O yol bizim yolumuzdur.
Ahmet Kutsi Tecer
kendine ait bir oda
"...Ve o sınırı aşabilecek, adını duyduğum ama hiç görmediğim yaşam dolu yerlere, hareketli dünyaya, kentlere dek uzanacak bir görebilme gücünün özlemini hissettim. Sahip olduğumdan çok deneyimim olmasını arzuladım; şu yakın çevremde tanışabileceğimden daha farklı kişilerle tanışmayı istedim." VIRGINIA WOOLF
26 Nisan 2011 Salı
25 Nisan 2011 Pazartesi
paylaşım
yağmur yağar toprak üşür
topraktaki tohum üşür
fidan üşür ağaç üşür
ağaçtaki bir dal üşür
dala konan bülbül üşür
bahçesini özleyen kız
1 Ocak 2011 Cumartesi
...şimdi
yıldızlar akmalıydı avuçlarıma
yanağımı okşamalıydı ılık bir rüzgâr
bir nota düşmeliydi şarkılardan
tebessümlü
rengârenk dolmalıydı bakışlarıma bahar
kulağımda
hiç eskimeyen bir ses
tenimde
geceye gizlenmiş bir nefes
bahçesini özleyen kız
"sevmek" dedim. "yoluna ölmek" dedi.
"yol" dedim.
alıp başını gitmek dedi.
"gitmek" dedim.
Bir "ahh" çekip "dostlardan ayrılmak" dedi.
"dost" dedim.
Durdu. Bana baktı. "dost" diye mırıldandı.
"yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi.
"yürek" dedim.
"dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.
***** "yol" dedim.
alıp başını gitmek dedi.
"gitmek" dedim.
Bir "ahh" çekip "dostlardan ayrılmak" dedi.
"dost" dedim.
Durdu. Bana baktı. "dost" diye mırıldandı.
"yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi.
"yürek" dedim.
"dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.
Karamsar olmak zor değil,
zor olan çılgın bir fırtınadan sonra
gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir...
Kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç,
bir tohumla başlar;
En uzun yolculuklar, bir adımla başlar;
Gerçek sevgiler ise bir tebessümle başlar...
Annem her fırsatta çocuklarına
güneşe doğru zıplamalarını öğütlerdi.
Güneşe ulaşamazdık ama
hiç olmazsa ayaklarımız yerden kesilirdi./ Z.N.Hurtson
***
Seviyorum seni ekmegi tuza banıp yer gibi
geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi,
ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz,
telâşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi,
seviyorum seni denizi uçakla ilk defa geçer gibi.
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldanan bir şeyler gibi,
seviyorum seni "Yaşıyoruz çok şükür!' der gibi.
27 Ağustos 1960
Seviyorum seni ekmegi tuza banıp yer gibi geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi,
ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz,
telâşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi,
seviyorum seni denizi uçakla ilk defa geçer gibi.
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldanan bir şeyler gibi,
seviyorum seni "Yaşıyoruz çok şükür!' der gibi.

Gün iyiden iyiye ışıdı artık,
tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık.
Sevgilim, sanki seninle yüz yüze geldim birdenbire :
aydınlık, alabildiğine aydınlık...
*****
yağmur yağsa ben ağlasam

öylece kalıyorum yağmurun tam ortasında
ince ince sızıyor tenime kokusu / toprağın
bir mevsimden / ki
buğulu
sevinçler dolduruyorum bakışlarıma
düşünüp
bir dolu geceye taşınır hayallerim / gözlerim nemli
nereye baksam
sen
günden güne büyüyüp
***
kadife bulutlara yöneliyorum / dağılan uykularımdan
gülümseyişin / bir ışık
doğar
süzülüp
***
sussam
yüreğim susmaz
sözcükler çoğalır
gözyaşlarımla dökülüp dökülüp
ağlasam…ağlasam…
yağmur yağsa
ben ağlasam
karışmasam hüzünlere
üzülüp…
03. 12. 2009
ferda balkaya çetin
fotograf : erdem uysal
***
ah istanbul
gözlerim okşanmak ister dört mevsim masalında
özlerim /özler gibi sevgiliyi hasretle
billur gecelerinden sığarsın düşlerime de
sığmazsın yüreğime
ferda balkaya çetin
ferda balkaya çetin
****
gök, bulut, su
senin bardağına koyduğum su
o suyun rengi başkadır
tut ki ığdır düzlerinde bir çadır
sivas yöresinden bir ölüm
ya da kaçak bir bitlis cigarası
çünkü o göğün ve bulutun
birlikte uykusudur
o suyun rengi başkadır
tut ki ığdır düzlerinde bir çadır
sivas yöresinden bir ölüm
ya da kaçak bir bitlis cigarası
çünkü o göğün ve bulutun
birlikte uykusudur
seni ilk haziranda görmüştüm
şapka giymemiştin çünkü yazdı
zaten hiç giymezdin belki de
kimin dünyayı görecek hali vardı oysa
sokaklar mavilik demetleri şunlar bunlar
şunlar bunlar diyorsam unutulmaz şeylerdi ha
örneğin çiçekti her şeyin ilk yarısı
ellerim ceplerime gitti durup dururken
yani herkesin aşk aşk dediği buysa
şapka giymemiştin çünkü yazdı
zaten hiç giymezdin belki de
kimin dünyayı görecek hali vardı oysa
sokaklar mavilik demetleri şunlar bunlar
şunlar bunlar diyorsam unutulmaz şeylerdi ha
örneğin çiçekti her şeyin ilk yarısı
ellerim ceplerime gitti durup dururken
yani herkesin aşk aşk dediği buysa
şarkı bile söyleyebilirdim bir tavanarasında
çocuk gözlerindeki şaşkınlığı tadarak
yani ancak günlerce koşarsam duyabilirdim
aramızda ne varsa
kıyıya bile inerdim anlıyor musun bir cuma günü
kıyıya inmeden hiç alışkın olmadan
bütün kurda kuşa börtü böceğe bir bir bakarak
şimdi senin bardağına koyduğum su var ya
bu suyun rengi başkadır
çocuk gözlerindeki şaşkınlığı tadarak
yani ancak günlerce koşarsam duyabilirdim
aramızda ne varsa
kıyıya bile inerdim anlıyor musun bir cuma günü
kıyıya inmeden hiç alışkın olmadan
bütün kurda kuşa börtü böceğe bir bir bakarak
şimdi senin bardağına koyduğum su var ya
bu suyun rengi başkadır
ben ne soğuk demirciyim ne terzi kalfası
ne marangoz ne bir gemi tayfası
istedim olamadım o başka
yani ne bulut ne gök ne çadır ve ölüm
ellerimin rengi biraz kırmızı da
galiba ondan
Turgut Uyar ne marangoz ne bir gemi tayfası
istedim olamadım o başka
yani ne bulut ne gök ne çadır ve ölüm
ellerimin rengi biraz kırmızı da
galiba ondan
sızıyla gelen...
yaşamı solurum her sabah derinliğinden / eşsiz
şiirsel bir değişim ruhumda / sessiz
arınıp bir çırpıda acılarından evrenin
büyüyen sevdamla gün be gün / gösterişsiz...
***
***
karışsam da bazen dipsiz karanlıklara binlerce sesle
sarar ay'ın pırıltısı / bir dizi yalnızlığımı / özlemle
biter ayrılıklarım aydınlık gelişinden / gece yarısı
ulaşır coşkusu kırmızı ufkundan denizin / vaktinden önce...
***
***
varsın en içlisinden yazılsın şiirlerim karışsın yağmurlara
nedir kalacak olan geriye benden sonra
usulca silecek izlerimi oysa güçlü elleriyle zaman
ya da ölümsüzleştirip taşıyacak beni en güzel baharlara...
bahçesini özleyen kız
ey dokundukça somutlaşan şiirim
ruhumun dehlizlerindeki bahar
kimbilir daha kaç yıl hüküm süreceksin
gövdesinde umudun...
bahçesini özleyen kız
***
"F erda senin; senin bu teceddüt, bu inkilâb..."
E bedi bir yolculuktan sesleniyor sanki bana usta şair
"R azı olur musun, taşa tutsun şu serseri?"
"D urmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır."
A nlıyorum durmak yok, çok çalışmanın zamanı şimdi...
***
bu gece ay yoktu / yıldızlar da...
soluksuz koşarken ikindileri bir hüzündür iner...
ferda balkaya çetin
***

yüreğime doğru ayak sesleri
yerleşir yüreğime vakitsiz med- cezirlersoluksuz koşarken ikindileri bir hüzündür iner...
ferda balkaya çetin
***
Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir. Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir. Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir.
Francis Bacon
****
mutlu yıllar!..

tıklayınız!..
***
***
Mutlu Yıllar
Bugün dünyayı istediğin bir renge boya
Rengârenk batan günü al karşına
Bir renk de kendinden kat
Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak
Kapat gözlerini bir hikâye yarat
Vazgeçme hissedilir biraz da sıcaklığını kat
Kalbindeki elleri bırakma sıkıca tut
Çünkü varlıktır sevgiye en güzel kanıt
Yalnızlığın saltanatını sür, sür ama
Birikmiş sevginden herkese bir parça ver
Bir tebrik, bir arama bin umuttur insana
Mutlu yıllar, mutlu yıllar sana .
Rengârenk batan günü al karşına
Bir renk de kendinden kat
Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak
Kapat gözlerini bir hikâye yarat
Vazgeçme hissedilir biraz da sıcaklığını kat
Kalbindeki elleri bırakma sıkıca tut
Çünkü varlıktır sevgiye en güzel kanıt
Yalnızlığın saltanatını sür, sür ama
Birikmiş sevginden herkese bir parça ver
Bir tebrik, bir arama bin umuttur insana
Mutlu yıllar, mutlu yıllar sana .
Can Yücel
****
İstiyorum
Rüzgar mı dedim...
İsterim ki saçların dağılsın.
Gece mi dedim..
Hemen düşüncelere dalmalısın.
Aşk der demez
Kalbin hızlı çarpmalı.
Sabah, dememe kalmadan
Uyanmalısın.
Rüzgar mı dedim...
İsterim ki saçların dağılsın.
Gece mi dedim..
Hemen düşüncelere dalmalısın.
Aşk der demez
Kalbin hızlı çarpmalı.
Sabah, dememe kalmadan
Uyanmalısın.
Özdemir Asaf
***
Doğum günü telgrafı
Sen iyi ki doğdun
Ben iyi ki yaşıyorum
Ne güzel şey
Seni hala seviyorum
Aziz Nesin
***
Doğum günü telgrafı
Sen iyi ki doğdun
Ben iyi ki yaşıyorum
Ne güzel şey
Seni hala seviyorum
Aziz Nesin
****
MÜNEVVER'İN DOĞUM GÜNÜ
Yapraklara dallara, yeşillere, allara,
nice nice yıllara gülüm, nice nice yıllara.
Yaprak dala, al yeşile yaraşır,
gayrı bundan böyle vermem seni ellere...
Yapraklara dallara, yeşillere, allara,
nice nice yıllara gülüm, nice nice yıllara.
Yaprak dala, al yeşile yaraşır,
gayrı bundan böyle vermem seni ellere...
Nazım Hikmet
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








































