ey can!..
biz nasıl istersek hayat bize onu sunar...


28 Eylül 2011 Çarşamba

Canım, Sevdiğim, Yüreğim



Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan.
Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

Yılmaz Güney

27 Ağustos 2011 Cumartesi


"Yavaş git, ruhum yetişemiyor sana dedim, içimden kopan yolcuya
Dursaydı ağaçların gözyaşlarını dinletecektim
Ruhun sendeyse hâlâ bir ağaca emanet et onu
Dünyaya yalnızca hayvanların ve ağaçların itirazı var
.......
Zeytini dinledim beklemeyi öğrendim, akasyadan gitmeyi,
Vuslatı ceviz ağacından, limonun dediği ayrılığı ve aşkı nardan
Ağaçlar komşumuzun evidir, ruhumuz gülümsüyor avlusundan"
Haydar Ergülen



********************************


"Çocukluğumdan söz etmek isterim sana, eğer sıkılmazsan. Bir gün otururuz evde, ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. Kaç yaşımdaysam, o kadar yıl sürer konuşmam.. Sonra da sen anlatırsın. Sevdiğin filmleri, sevdiğin parçaları, sevdiğin canlıları, sevdiğin... Hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. Ben sıkılmam. Ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. Seni hayal ederken keşfettim sıkılamamanın azametini. Bir insan bir insanı sıkamaz. Bir insan canı isterse sıkılır. Hacimler açarım sana içimde, dolman için, oraya akman için. Hacimler açarsın bana, çağlayarak gelirim. Endişelenmen gereksiz.." 
küçük iskender

15 Ağustos 2011 Pazartesi

 

Kimbilir kaç kişi senin zarif hallerini sevdi
Kaç kişi güzelliğini sevdi
Belki gerçek aşkla; belki değil

Ama bir tek kişi seni sevdi.
Bir tek kişi değişen yüzündeki hüznü sevdi.


William Butler Yeats

12 Ağustos 2011 Cuma

farkında olmalı insan / can yücel




Can Yücel - Tersten Yaşamak

  Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş seklidir..
Şüphesiz ki yaşamı tersten yasamak daha güzel,
Hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mi ?
Cami'de uyanıyorsunuz. Bir tahta
sandık içersinde, Herkes karsınızda
saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor
ve tüm haklar helal edilmiş
vaziyette.tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı,
Olgun ve ağırbaşlı olarak.
Herkes etrafınızda, büyük bir
İtibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi
Hazır.arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size
maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı
alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev....
Altmışlı yaslara kadar hersek garanti, huzur
içinde yaşıyorsunuz. Sağlığınız gittikçe düzeliyor,
kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz. Bir gün
çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk başladığınız gün
size hoş geldin hediyesi olarak bir plaket ve altın
kol saati veriyor patronunuz.. Ve genel müdürlük
veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir
insan olarak ise başlıyorsunuz. Herkes karsınızda
el pençe divan...vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler
de başlıyor. Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diğer hormonal aktiviteler artıyor,
fevkalade.....aman ne güzel günler başlıyor...
Derken bir gün patron size artık üniversiteye
gitsen daha iyi olur diyor. Bu arada babanız ortaya
çıkmış, "fazla çalıştın" diyor "artık eve dön, isi
bırak, okumaya basla, harçlığın benden olsun..." keyfe
bakar misiniz ?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden,
su gölden bir dönem başlıyor. Partiler, diskotekler,
kızların sayısı artıyor. Derken Anne ve babanız sizi
götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yok
artık....
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, "evde otur,
keyfine bak, oyuncaklarınla oyna" Diyorlar..
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı
bile Temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor
ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken anneniz bir gün size süt verme
kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor.
Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde
hazır. Bir gün karanlık ilik ve sıcak bir ortama
giriyorsunuz. Beslenmek için ağzınızı açmaya
dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor,
sıcacık, yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir
ortamda yasıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir
hücre halini alıyorsunuz.
Ve günün birinde müthiş bir
Olayla hayatiniz bitiyor...

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Bang Bang My Baby Shot Me Down - Nancy Sinatra


I was five and he was six
Ben beş yaşındaydım o da altı

 
We rode on horses made of sticks
Sopadan yapılmış atlarımız vardı

 
He wore black and I wore white
O siyah giyerdi ben de beyaz

He would always win the fight

Oyunu hep o kazanırdı

Bang bang ...
...

9 Ağustos 2011 Salı

hiçbir pul hiçbir zarfa yakışmıyor



Hiçbir pul hiçbir zarfa yakışmıyor
Hiçbir zarf üçbeş satıra
Ne zaman yanyanayız işte o zaman
Doyamıyoruz tenlerimizin bitmez tükenmez sorgusuna.

Bırakmak bırakılmak demeyelim
Durmadan yer değiştiriyor anlamlar da
Ben ki bir boşluk kadar büyümüşüm bu yüzden
Sanki kış aylarında bir uçurumda.

Anlarım sedir ağacının dilinden
Ve usta bir aslan terbiyecisinin ruhundan da
Hiç anlamaz olur muyum öpüşünü de kalbimi
O öpen sensen bir de dalgaları çekiştiren bir kız çocuğuyla.

Hepsini biliyorum, hepsi aklımda
Hepsi de hiç kımıldamayan bir duman gibi havada.

Edip Cansever

7 Ağustos 2011 Pazar

AĞAÇLA SARMAŞIK

Ağaçla Sarmaşık

Burada, bu eski Darüşşifa''da
Birbirine âşık iki genç varmış.
Kızın bulunduğu yer loş bir oda,
Oğlanın kaldığı yer daha darmış.

Her sabah avluda buluşurlarmış,
Doluncaya kadar bir kum saati,
Kızın etrafını periler sarmış,
Oğlanın altında bir sihir atı.

Nihayet bir zaman gelmiş, sıhhati
Düzelmiş bu iki sevdalı gencin
Bir anda kaybolmuş hayatın tadı,
Meğer saadetmiş bu onlar için.

Son defa yan yana gelmiş ikisi,
And içmiş bir daha ayrılmamaya;
Kandırıp bu iki âşık herkesi,
Yeniden girmişler Darüşşifa''ya

En sonda acımış onlara Hızır,
Yaptığı bir iksir varmış kendinin,
Uyuduğu zaman Başhekim, Nazır
İlacına katmış her ikisinin.

İçince iksirden bu iki âşık,
Dünyası değişmiş her iki canın,
Kız bir ağaç olmuş, oğlan sarmaşık,
Issız bahçesinde Darüşşifa''nın.

Ahmet Kutsi Tecer

Edirne /1957
 Çift yataklı odalar

Çift yataklı odalarda tek yatardım eskiden
Tek döşekli odamda uyutmuyor kalabalık

Zeki Müren

19 Temmuz 2011 Salı

14 Temmuz 2011 Perşembe

sevgiye dair...


bir çocuğun bakışlarındaki sevginin içtenliğini
yüreğinizde hissetmek isterseniz 
önce
o çocuğun  ruhuna dokunmalısınız
  ve aynı içtenlikle ellerine...

bahçesini özleyen kız

13 Temmuz 2011 Çarşamba

geceydi

geceydi
savruluyordu şehrin yıldızları
nehr'olup akan zaman üzerine

ruhum dökülüyordu tebessümlerden

geceydi
bir bahar ışıltısı gibiydi gözlerin
denk düşüyor düşlerimin rengine

uçuşuyordu saçlarım kendiliğinden

geceydi
bir orman derinliğindeyken kelimeler
yemyeşil akıyor şiir ayın aksine

 ellerim büyüyordu bedeninden

geceydi
usulca karışıyordu toprağa ılık bir ten
ve yağmur yağıyor kar çiçeklerine


gün ışığı sızıyordu penceremden

13 temmuz 2011
ferda balkaya çetin




10 Temmuz 2011 Pazar

İçin yanarken üşümek,
Yüreğin kan ağlarken gülmek,
Özleyip de sevdiğini görememek..
İşte aşk bu olsa gerek!
Can Yücel

Seveceksen, yalnız kaldığında aklına geleni değil, hiç aklından çıkmayanı seveceksin.
Can Yücel

4 Temmuz 2011 Pazartesi

27 Haziran 2011 Pazartesi

Gelmiş Bulundum

 Ben mişim—neymiş?—su sesiymiş
Oymuş—cam kırıkları gibi gövdemi yakan—
Yanağında sardunya kokusuyla yazdan
Kimmiş o gelen ya giden kimmiş
Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş
Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.

Güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi
Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
Kim koparmış dalından bu yabani incirleri
Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.

Yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan
Bir kaya, bir ot, bir akarsu
Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
Ki bütün ölüleri sığa çıkaran
Ve kenti bir ölüm derinliğine salan
Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.

Şiirler yazdım, kitaplar okudum
Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
Söylesin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.

Haydar Ergülen

***
"Ben eğilmem gündüz ama,

Geceleri kanatırım kendimi."
Metin Altıok

26 Haziran 2011 Pazar

"Güçtür!" dese de ŞAİR, "Mutluluk resmi yapmak..."

bilsemli gülen yüz



***

"Güçtür!" dese de ŞAİR, "Mutluluk resmi yapmak..."
 Mutluluğun resmini çocuklar yapar ancak!

Sevdakâr ÇELİK


13 Haziran 2011 Pazartesi

en içten ve en masum...

''Hafıza tuhaf bir sanatçıdır, hayatın renklerini yeni baştan çizer, yalnızca en güzel çizgileri, heyecan verici eğrileri korumak için vasat olanı siler.''

Marc Levy

karmaşık şiirler-3

 bir derin düşünceyle gömüldü güneş
mor halkalar içinde durgun denize
renkler yorgun kent yorgun
bir işaret bekliyor göğün aktığı yere...


bense / kendi yüzümün frezya masumluğunda
ışıyan gözlerimi seyrediyorum / yağmur bereketinde
kımıltısız bedenimle...

bahçesini özleyen kız

19 Mayıs 2011 Perşembe

ellerin!..

DÜŞLEMİN BASAMAKLARI


Yarın günlerden ağustos böceği
Sen hep önden git
Gözlerindeki bilinmezlikler gibi.

Sen süreksizliğin imgesi
Sen arkada kal
Cam, kaya, put, masal öncesi.

Yarın günlerden taşkınlığımızın yüreği
Sen benimle ol
Boşluğun kuşlarla hafiflemesi.

Serçe balkonunun sevinci
Sen hep önden git
Tanıdık bakış dudağının ucundaki.

Yarın günlerden yorgunluk çiftliği
Sen arkada kal
Kaderimin lodos böceği.

Yüreğimin daha az karanlık güneşi
Sen benimle ol
Uçurdum gözlerindeki çiçeği.

Bu dünyada ilerleyen kişiler kolları sıvayıp istedikleri ortamı arayan, bulamayınca da yaratan kişilerdir.

Bernard Shaw

ATATÜRK'TEN SON MEKTUP

Siz beni hâlâ anlayamadınız,
Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
Hep tutturmuş "yıl 1919, Mayısın 19'u" diyorsunuz,
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.

Mustafa Kemal'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
Siz bana neler yaptınız ondan haber verin,
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,

Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bana muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan;
Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı,
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı,

Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz,
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın,
Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların.

Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,
Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.

Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç ilerlememiş;
Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek dururken,
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen,

Mustafa Kemal'i anlamak işitmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter,

Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Halim Yağcıoğlu

Hayat, yüreğini okuyacak bir şarkıcı bulmazsa, aklını konuşacak bir filozof üretir.

Halil Cibran

15 Mayıs 2011 Pazar

ANAHTAR

 Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,
Açsam göğün mavi kapılarını.
Bir samanyolundan geçip dolaşsam
Yıldızların altın yapılarını!

Dolansa boynuma ışıktan kollar,
Açsa esrarını gök perde perde:
Kayıp sesleri duysam yeniden,
Kaybolan yüzleri görsem göklerde!...

Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,
Toprak kilidini açsam dünyanın,
Çözsem düğüm düğüm muammasını
Ölüm denen sonsuz, büyük rüyanın!

Gelse bahçe bahçe mevsimler dile,
Ağaçlar, çiçekler konuşsa biraz:
Kimdir şu dallarda kızıl gülleri
Böyle alev alev yakan sihirbaz!

Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,
Ne yıldızlar için, ne güller için!
Alnı eşiğinde bekleyenlere
Açılmak bilmeyen gönüller için!

Yusuf Ziya Ortaç
Yaşamak direnmektir. Sevmek güvenmektir.
Şunu unutma, insan çoğu zaman dünyanın hakimi,
bazen de küçük bir kalbin esiridir.

Mevlâna

Yağmur Kaçağı

 Elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni


Geceleri bir çarpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa eylülse ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
Attila İlhan

6 Mayıs 2011 Cuma

her dokunuşta başka bir renk

geceye sığmıyor dualarım
gözlerim renk renk

hüzün
coşku
armonika
ruhumda bir ahenk

öyle akmış ki zaman bir fotoğraf karesinden
ellerim uzanıyor sana bu masalın öncesinden
bahçesini özleyen kız
her dokunuşta başka bir renk

5 Mayıs 2011 Perşembe

yılkı atı ve özgürlük

kırmızı bir alev gökyüzünde
buluta değer
bir yel eser
alıp götürür güneşi

geniş topraklar sarsılır
yurduna kavuşur yeni
ilk ayak sesleri
baharın ilk çığlığı gibi

ağaçlar alkış tutar
özgürlüğü söyler
kuşların kanatları
uçuşur rüzgârda yeleleri

yalnızlığın düşüme girdi
yağmur oldu yıldızlar
peşinden sürklendim

hoşgeldin özyurduna
zaferin kutlu olsun
ferda balkaya çetin

3 Mayıs 2011 Salı

1 Mayıs 2011 Pazar

konuşan fotoğraflar

            *******************************************************************












*********************************************************************************

30 Nisan 2011 Cumartesi

Orda Bir Köy Var Uzakta


Orda bir köy var uzakta,
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür.

***
Orda bir ev var uzakta.
O ev bizim evimizdir.
Yatmasak da, kalmasak da,
O ev bizim evimizdir.

***
Orda bir ses var uzakta,
O ses bizim sesimizdir.
Duymasak da, tınmasak da
O ses bizim sesimizdir.
***
Orda bir dağ var uzakta,
O dağ bizim dağımızdır.
İnmesek de, çıkmasak da
O dağ bizim dağımızdır.
***
Orda bir yol var uzakta.
O yol bizim yolumuzdur.
Dönmesek de, varmasak da
O yol bizim yolumuzdur.


Ahmet Kutsi Tecer

kendine ait bir oda

"...Ve o sınırı aşabilecek, adını duyduğum ama hiç görmediğim yaşam dolu yerlere, hareketli dünyaya, kentlere dek uzanacak bir görebilme gücünün özlemini hissettim. Sahip olduğumdan çok deneyimim olmasını arzuladım; şu yakın çevremde tanışabileceğimden daha farklı kişilerle tanışmayı istedim." VIRGINIA WOOLF

26 Nisan 2011 Salı

sevinç ve hüzün...

bir gün
ansızın
yaşamın tam da orta yerinde
bahar gelmişken üstelik


25 Nisan 2011 Pazartesi

paylaşım

yağmur yağar toprak üşür
topraktaki tohum üşür
fidan üşür ağaç üşür
ağaçtaki bir dal üşür
dala konan bülbül üşür
bahçesini özleyen kız

1 Ocak 2011 Cumartesi

...şimdi


yıldızlar akmalıydı avuçlarıma
yanağımı okşamalıydı ılık bir rüzgâr
bir nota düşmeliydi şarkılardan
tebessümlü
rengârenk dolmalıydı bakışlarıma bahar
kulağımda
hiç eskimeyen bir ses
tenimde
geceye gizlenmiş bir nefes

bahçesini özleyen kız


 
"sevmek" dedim. "yoluna ölmek" dedi.
"yol" dedim.
alıp başını gitmek dedi.
"gitmek" dedim.
Bir "ahh" çekip "dostlardan ayrılmak" dedi.
"dost" dedim.
Durdu. Bana baktı. "dost" diye mırıldandı.
"yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi.
"yürek" dedim.
"dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.
  *****

Karamsar olmak zor değil,
zor olan çılgın bir fırtınadan sonra
gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir...
Kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç,
bir tohumla başlar;
En uzun yolculuklar, bir adımla başlar;
Gerçek sevgiler ise bir tebessümle başlar...
Annem her fırsatta çocuklarına
güneşe doğru zıplamalarını öğütlerdi.
Güneşe ulaşamazdık ama
hiç olmazsa ayaklarımız yerden kesilirdi.
/ Z.N.Hurtson
  





***


Seviyorum seni ekmegi tuza banıp yer gibi
geceleyin ateşler içinde uyanarak
              ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi,
ağır posta paketini,  neyin nesi belirsiz,
              telâşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi,
seviyorum seni denizi uçakla ilk defa geçer gibi.
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
              içimde kımıldanan bir şeyler gibi,
seviyorum seni "Yaşıyoruz çok şükür!' der gibi.
                                                                                    27 Ağustos 1960




 Gün iyiden iyiye ışıdı artık,
tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık.
Sevgilim, sanki seninle yüz yüze geldim birdenbire :
aydınlık, alabildiğine aydınlık...                   

*****
yağmur yağsa ben ağlasam

öylece kalıyorum yağmurun tam ortasında

ince ince sızıyor tenime kokusu / toprağın

bir mevsimden / ki

buğulu

sevinçler dolduruyorum bakışlarıma

düşünüp

bir dolu geceye taşınır hayallerim / gözlerim nemli

nereye baksam

 sen

günden güne büyüyüp

***

kadife bulutlara yöneliyorum / dağılan uykularımdan

gülümseyişin / bir ışık

doğar

süzülüp

***

  sussam

yüreğim susmaz

  sözcükler çoğalır

gözyaşlarımla dökülüp dökülüp

ağlasam…ağlasam…

yağmur yağsa

ben ağlasam

karışmasam hüzünlere

üzülüp…

03. 12. 2009

ferda balkaya çetin









fotograf : erdem uysal

***



  ah istanbul

gözlerim okşanmak ister dört mevsim masalında

özlerim /özler gibi sevgiliyi hasretle

billur gecelerinden sığarsın düşlerime de

sığmazsın yüreğime

ferda balkaya çetin

****






gök, bulut, su

senin bardağına koyduğum su
o suyun rengi başkadır

tut ki ığdır düzlerinde bir çadır
sivas yöresinden bir ölüm
ya da kaçak bir bitlis cigara
çünkü o göğün ve bulutun
birlikte uykusudur
seni ilk haziranda görmüştüm
şapka giymemiştin çünkü yazdı
zaten hiç giymezdin belki de
kimin dünyayı görecek hali vardı oysa
sokaklar mavilik demetleri şunlar bunlar
şunlar bunlar diyorsam unutulmaz şeylerdi ha

örneğin çiçekti her şeyin ilk yarısı
ellerim ceplerime gitti durup dururken
yani herkesin aşk aşk dediği buysa
şarkı bile söyleyebilirdim bir tavanarasında
çocuk gözlerindeki şaşkınlığı tadarak
yani ancak günlerce koşarsam duyabilirdim
aramızda ne varsa
kıyıya bile inerdim anlıyor musun bir cuma günü
kıyıya inmeden hiç alışkın olmadan
bütün kurda kuşa börtü böceğe bir bir bakarak
şimdi senin bardağına koyduğum su var ya
bu suyun rengi başkadır
ben ne soğuk demirciyim ne terzi kalfası
ne marangoz ne bir gemi tayfası
istedim olamadım o başka
yani ne bulut ne gök ne çadır ve ölüm
ellerimin rengi biraz kırmızı da
galiba ondan
Turgut Uyar





MusicPlaylist



sızıyla gelen...

yaşamı solurum her sabah derinliğinden / eşsiz
şiirsel bir değişim ruhumda / sessiz
arınıp bir çırpıda acılarından evrenin
büyüyen sevdamla gün be gün / gösterişsiz...
***
karışsam da bazen dipsiz karanlıklara binlerce sesle
sarar ay'ın pırıltısı / bir dizi yalnızlığımı / özlemle
biter ayrılıklarım aydınlık gelişinden / gece yarısı
ulaşır coşkusu kırmızı ufkundan denizin / vaktinden önce...
***
varsın en içlisinden yazılsın şiirlerim karışsın yağmurlara
nedir kalacak olan geriye benden sonra
usulca silecek izlerimi oysa güçlü elleriyle zaman
ya da ölümsüzleştirip taşıyacak beni en güzel baharlara...
bahçesini özleyen kız





 

ey dokundukça somutlaşan şiirim
ruhumun dehlizlerindeki bahar
kimbilir daha kaç yıl hüküm süreceksin
gövdesinde umudun...
bahçesini özleyen kız

***


"F erda senin; senin bu teceddüt, bu inkilâb..."
E bedi bir yolculuktan sesleniyor sanki bana usta şair
"R azı olur musun, taşa tutsun şu serseri?"
"D urmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır."
A nlıyorum durmak yok, çok çalışmanın zamanı şimdi...

***



bu gece ay yoktu / yıldızlar da...



 

  yüreğime doğru ayak sesleri

yerleşir yüreğime vakitsiz med- cezirler
soluksuz koşarken ikindileri bir hüzündür iner...
ferda balkaya çetin

*** 







***


Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir. Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir. Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir.

Francis Bacon



 ****
mutlu yıllar!..

tıklayınız!.. 
***

Mutlu Yıllar

Bugün dünyayı istediğin bir renge boya
Rengârenk batan günü al karşına
Bir renk de kendinden kat
Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak
Kapat gözlerini bir hikâye yarat
Vazgeçme hissedilir biraz da sıcaklığını kat
Kalbindeki elleri bırakma sıkıca tut
Çünkü varlıktır sevgiye en güzel kanıt
Yalnızlığın saltanatını sür, sür ama
Birikmiş sevginden herkese bir parça ver
Bir tebrik, bir arama bin umuttur insana
Mutlu yıllar, mutlu yıllar sana .
Can Yücel

****

İstiyorum

Rüzgar mı dedim...
İsterim ki saçların dağılsın.
Gece mi dedim..
Hemen düşüncelere dalmalısın.
Aşk der demez
Kalbin hızlı çarpmalı.
Sabah, dememe kalmadan
Uyanmalısın.

Özdemir Asaf 


***

  Doğum günü telgrafı

Sen iyi ki doğdun
Ben iyi ki yaşıyorum
Ne güzel şey
Seni hala seviyorum

  Aziz Nesin
****
 

MÜNEVVER'İN DOĞUM GÜNÜ

Yapraklara dallara, yeşillere, allara,
nice nice yıllara gülüm, nice nice yıllara.
Yaprak dala, al yeşile yaraşır,
gayrı bundan böyle vermem seni ellere...
 
Nazım Hikmet

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...