10 Nisan 2009 Cuma
5 Nisan 2009 Pazar
şimdi sen olsaydın
şimdi uzaktır gözlerin gözlerime
ve ellerin ellerime.../ uzaktır.
yorgun bir sokaktır artık kalbim
çöllerimde ceylanlar vurulur güneş tutulur
"kara göründü" yazılmaz seyir defterime
her zaman böyle hicranlı mıdır ayrılıklar
gözyaşları neden kurumaz mendillerde
yaşlı ve koca bir hayatın içinde sen,
nasıl böyle taze ve su gibi duru olabildin
topuklarını incitmez miydi yeryüzü taşları
ve çocuksu tebessümleri unutmuşken insanlık
nasıl böyle aydınlık ve karanfildi yanakların
şimdi sen olsaydın
yağmurlar daha usturuplu yağardı
üşümezdi ellerim
şimdi sen olsaydın
gündüz güneş / geceleyin ay doğardı
sesimle çınlardı şarkılar
oysa uzaktır gözlerin gözlerime
tut ki... / sen var_sın...
ben yok_um
sevdakâr çelik
ve ellerin ellerime.../ uzaktır.
yorgun bir sokaktır artık kalbim
çöllerimde ceylanlar vurulur güneş tutulur
"kara göründü" yazılmaz seyir defterime
her zaman böyle hicranlı mıdır ayrılıklar
gözyaşları neden kurumaz mendillerde
yaşlı ve koca bir hayatın içinde sen,
nasıl böyle taze ve su gibi duru olabildin
topuklarını incitmez miydi yeryüzü taşları
ve çocuksu tebessümleri unutmuşken insanlık
nasıl böyle aydınlık ve karanfildi yanakların
şimdi sen olsaydın
yağmurlar daha usturuplu yağardı
üşümezdi ellerim
şimdi sen olsaydın
gündüz güneş / geceleyin ay doğardı
sesimle çınlardı şarkılar
oysa uzaktır gözlerin gözlerime
tut ki... / sen var_sın...
ben yok_um
sevdakâr çelik
4 Nisan 2009 Cumartesi
3 Nisan 2009 Cuma
2 Nisan 2009 Perşembe
KAPIN ÇALINIYOR
KİTAPLARDA ÖLMEK

Adı, soyadı
Açılır parantez
Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti,
Kapanır parantez.
O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı
Bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.
Ya sayfa altında, ya da az ilerde
Eserleri, ne zaman basıldıkları
Kısa, uzun bir liste.
Kitap adları
Can çekişen kuşlar gibi elinizde.
Parantezin içindeki çizgi
Ne varsa orda
Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
Ne varsa orda.
O şimdi kitaplarda
Bir çizgilik yerde hapis,
Hâlâ mı yaşıyor, korunamaz ki,
Öldürebilirsiniz...
Açılır parantez
Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti,
Kapanır parantez.
O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı
Bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.
Ya sayfa altında, ya da az ilerde
Eserleri, ne zaman basıldıkları
Kısa, uzun bir liste.
Kitap adları
Can çekişen kuşlar gibi elinizde.
Parantezin içindeki çizgi
Ne varsa orda
Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
Ne varsa orda.
O şimdi kitaplarda
Bir çizgilik yerde hapis,
Hâlâ mı yaşıyor, korunamaz ki,
Öldürebilirsiniz...
Behçet Necatigil
1 Nisan 2009 Çarşamba
Farklılık bende, düşüncelerimde.
Duygularım boğuşuyor; yanlışlar ve doğrular...
Görmezlikten geliyorlar birbirlerini.
Bazen de antlaşma ya da savaş.
Biri alıp götürüyor diğerini.
Savaş alanında zafer ışıkları yanıyor.
Gözlerim kamaşıyor ansızın.
Işık görmüyor gözlerim.
Çabalıyorum.
Yine savaş başlıyor içimde.
Bu kez karşımda kanat çırpan görkemli doğrular.
Yaşamı kucaklıyorum.
Şiire dönüşüyor duygularım.
Nefes alıyor dizeler.
Gizeminden kurtulup gökkuşağına dönüşüyor.
Şiir yaşıyor artık.
Şiir yaşıyor.
bahçesini özleyen kız
Victor Hugo'dan
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende, güzel bir ruh
Kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak kalmak mıdır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, mal çalmak mıdır?
Saadet çalmak, müthiş hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah,
Gülüş, kurşun olmaz mı?
Dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende, güzel bir ruh
Kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak kalmak mıdır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, mal çalmak mıdır?
Saadet çalmak, müthiş hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah,
Gülüş, kurşun olmaz mı?
Beni yavaşlat Tanrım!
Beni yavaşlat Tanrım! Yüreğimin atışlarını düşüncemin sakinliğiyle rahatlat. Zamanın sonsuz görüntüsüyle hızımı azalt! Bana güncel kargaşanın ortasında, tepelerin ölümsüz sakinliğini ver...
Bir çiçeğe bakmayı, eski bir dostla sohbet etmeyi ya da yeni bir dost edinmeyi, yolunu kaybetmiş bir köpeği okşamayı, ağ yapan bir örümceği izlemeyi, bir çocuğa gülümsemeyi, iyi bir kitaptan birkaç satır okumayı... Ve yarışın daima daha çok hız için olmadığını anımsat her gün bana.
Yavaşlat beni Tanrım! Bana ilham ver.
Köklerimi, yaşamın katlanılan değerler toprağının derinliğine göndermek, kaderimdeki yıldızlara doğru daha çok büyüyebilmek için...Yavaşlat beni Tanrım!
Wilferd A. Peterson
Bir çiçeğe bakmayı, eski bir dostla sohbet etmeyi ya da yeni bir dost edinmeyi, yolunu kaybetmiş bir köpeği okşamayı, ağ yapan bir örümceği izlemeyi, bir çocuğa gülümsemeyi, iyi bir kitaptan birkaç satır okumayı... Ve yarışın daima daha çok hız için olmadığını anımsat her gün bana.
Yavaşlat beni Tanrım! Bana ilham ver.
Köklerimi, yaşamın katlanılan değerler toprağının derinliğine göndermek, kaderimdeki yıldızlara doğru daha çok büyüyebilmek için...Yavaşlat beni Tanrım!
Wilferd A. Peterson
31 Mart 2009 Salı
HOŞGELDİN BAHAR!

mutluluk içinde günün tüm saatleri

çiçekler açmış ne güzel bir gün
içimizde buram buram bir sevda

çok uzak bir ülke hem de çok uzak
gözlerin derinliğince kimsenin bilmediği

doğayla iç içe işte özgürlük bu
kıpır kıpır şarkılar söylüyorum
saçlarımda taze bahar kokusu
rengârenk çiçekler içinde dünya
rengârenk çiçekler içinde dünya
merhaba diyorum her yabancıya
kanat çırpsın kelebekler uçsun arılar
toprak uyanıyor gülümsedikçe suya
bahçesini özleyen kız
İçimizdeki Mevsimin Adıdır Bahar
Doğadaki büyülü kıpırtıların, coşkuların, sımsıcacık sevgilerin adıdır bahar.
Toprağın uyandığı, umutların çoğaldığı, duyguların yoğun olarak yaşandığı mevsimdir bahar.
Kış mevsiminin kasvetiyle boğulan, yalnızlaşan ruhumuz, bizi bizden ötelere taşıyan bahar sevinciyle çiçek açıyor dal uçlarında.
Gökyüzünün değişen rengiyle değişen bakışlarımız, bahardaki uyanışla birlikte içimizde büyüyen bir özlemi fısıldıyor kır çiçeklerine; mutluluğu.
Adını bahar koyduğumuz...
Toprağın derinliklerinde saklı tohumlar çıkıyor gün yüzüne güneşe selam vererek.
İçimize doğuyor sabahın ilk ışıkları, bahara özgü sonsuz bir iyimserlik ve yenilenme isteği ile.
Ve hayallerimiz...
Güçlü bir sevgiden, inançtan doğan hayallerimiz.
Renkleridir iç dünyamızın.
Şimdi daha bir zengin, daha bir cesur.
Ele geçiriyor ruhumuzu, esir alıyor.
***
Sessiz sedasız gelir güneyden kuşlar. Çoğalırlar kanat kanat. Bize bahar sevinci tattırır cıvıltıları, çok sesli bir müzik hissinde.
Durur zaman sabah serinliğinde.
Bir Orhan Veli şiiri çağrıştırır. Seslenir şair ta ötelerden :
"Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar
Bağıra çağıra düşerim yollara
Döner durur başım havalarda."
Her bir hücremizde sonsuz bir enerji, bir heyecan.
Evrende muhteşem bir canlılık.
Kaçınılmaz.
İşte böyle bir mevsim bahar.
***
Bir dost sevecenliğinde gülümsüyor güneş, rengârenk manzaralar çiziyor ufukta. Koşmak istiyorum ağaçların, kelebeklerin arasına bir meltem esişiyle.
Dursun zaman. Bir an, bir gün, bir yerde.
Bu mevsimde.
***
Merhaba bahar!
Sevinçlerimle,
Mutluluklarımla,
Hayallerimle,
Adını koyamadıklarımla merhaba!
Damarlarıma pompaladığın taze kanla kucaklıyorum seni...
bahçesini özleyen kız
Toprağın uyandığı, umutların çoğaldığı, duyguların yoğun olarak yaşandığı mevsimdir bahar.
Kış mevsiminin kasvetiyle boğulan, yalnızlaşan ruhumuz, bizi bizden ötelere taşıyan bahar sevinciyle çiçek açıyor dal uçlarında.
Gökyüzünün değişen rengiyle değişen bakışlarımız, bahardaki uyanışla birlikte içimizde büyüyen bir özlemi fısıldıyor kır çiçeklerine; mutluluğu.
Adını bahar koyduğumuz...
Toprağın derinliklerinde saklı tohumlar çıkıyor gün yüzüne güneşe selam vererek.
İçimize doğuyor sabahın ilk ışıkları, bahara özgü sonsuz bir iyimserlik ve yenilenme isteği ile.
Ve hayallerimiz...
Güçlü bir sevgiden, inançtan doğan hayallerimiz.
Renkleridir iç dünyamızın.
Şimdi daha bir zengin, daha bir cesur.
Ele geçiriyor ruhumuzu, esir alıyor.
***
Sessiz sedasız gelir güneyden kuşlar. Çoğalırlar kanat kanat. Bize bahar sevinci tattırır cıvıltıları, çok sesli bir müzik hissinde.
Durur zaman sabah serinliğinde.
Bir Orhan Veli şiiri çağrıştırır. Seslenir şair ta ötelerden :
"Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar
Bağıra çağıra düşerim yollara
Döner durur başım havalarda."
Her bir hücremizde sonsuz bir enerji, bir heyecan.
Evrende muhteşem bir canlılık.
Kaçınılmaz.
İşte böyle bir mevsim bahar.
***
Bir dost sevecenliğinde gülümsüyor güneş, rengârenk manzaralar çiziyor ufukta. Koşmak istiyorum ağaçların, kelebeklerin arasına bir meltem esişiyle.
Dursun zaman. Bir an, bir gün, bir yerde.
Bu mevsimde.
***
Merhaba bahar!
Sevinçlerimle,
Mutluluklarımla,
Hayallerimle,
Adını koyamadıklarımla merhaba!
Damarlarıma pompaladığın taze kanla kucaklıyorum seni...
bahçesini özleyen kız
30 Mart 2009 Pazartesi
29 Mart 2009 Pazar
kelebek kanatlarım...
28 Mart 2009 Cumartesi
şiir / im
şiirimben biraz da sana benzerim
büyütür sözcüklerim beni /sende
yüzüm geceye karışır
sesim sessizliğe
ben sana gizlenirim gözlerimin renginde
büyütür sözcüklerim beni /sende
yüzüm geceye karışır
sesim sessizliğe
ben sana gizlenirim gözlerimin renginde
ben biraz da sana benzerim
her gizlenişim bir sır
aşılamamış bir yolun kıyısına
düşer asırlık çınarın gölgesi
ürkek bir kuş olurum
kesilir nefesim
işte yüreğim
işte sözcüklerim
şiirim
ne kadar gizlersen gizle kendini
ben biraz da sana benzerim
bahçesini özleyen kız
bahçesini özleyen kız
MERHABA
26 Mart 2009 Perşembe
FERDA

- Bugünün gençlerine -
Ferda senin; senin bu teceddüd, bu inkılâb...
Her şey senin değil mi ki zâten?.. Sen, ey şebâb,
Ey çehre-i behîc-i ümîd, işte ma'kesin
Karşında: Bir semâ-yi seher, sâf ü bî-sehâb,
Âğuş-i lerzedârı açık, bekliyor., şitâb!
Ey fecr-i hande-zâd-ı hayât, işte herkesin
Enzârı sende; sen ki hayâtın ümidisin,
Alnında bir sitâre-i nev, yok, bir âftâb,
Sönsün mûebbeden.
Sönsün müebbeden o cehennem; senin bugün
Cennet kadar güzel vatanın var, şu gördüğün
Zümrüt bakışlı, inci şetaretli kızcağız
Kimdir bilir misin? Vatanın... Şimdi saygısız
Bir göz bu nazlı çehreye - Allah esirgesin –
Kem bir nazarla baksa tahammül eder misin?
İster misin, şu ak sakalın pâk ü muhteşem
Pîşâni-i vakaarına, bir kirli el demem,
Hattâ yabancı bir el uzansın? Şu makberi,
Razı olur musun, taşa tutsun şu serseri?
Elbet hayır; o makber, o pîşâni-i vakur
Kudsî birer misâl-i vatandır... Vatan gayur
İnsanların omuzları üstünde yükselir.
Gençler, bütün ümmid-i vatan şimdi sizdedir:
Her şey sizin, vatan da sizin, her şeref sizin;
Lâkin unutmayın ki zaman tünd-ü mutmain
Bir hatve-i samût ile ta'kîb eder bizi.
Önden koşan, fakat yine dikkatle her izi
Ta'mika yol bulan bu yanılmaz muâkıbin
Şermende-i itabı kalırsak, yazık!.. Demin
"Ferda senin!" dedim, beni alkışladın; hayır,
Bir şey senin değil, sana ferda vediadır;
Her şey vediadır sana, ey genç, unutma ki
Senden de bir hisâb arar âtî-i müştekî.
Mâzîye şimdi sen bakıyorsun pür-intibah,
Âtî de senden eyleyecek böyle iştibâh.
Her uzvu girdibâd-ı havâyicle sarsılan
Bir neslin oğlusun; bunu yâd et zaman zaman.
Her yıldırımda bir gece, bir gölge devrilir,
Bir ufk-ı i'tilâ açılır, yükselir hayât;
Yükselmeyen düşer: ya terakkî, ya inhitat!
Yükselmeli, dokunmalı alnın semâlara;
Doymaz beşer dedikleri kuş i'tilâlara...
Uğraş, didin, düşün, ara. bul, koş, atıl, bağır;
Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır!
Tevfik Fikret
Ferda senin; senin bu teceddüd, bu inkılâb...
Her şey senin değil mi ki zâten?.. Sen, ey şebâb,
Ey çehre-i behîc-i ümîd, işte ma'kesin
Karşında: Bir semâ-yi seher, sâf ü bî-sehâb,
Âğuş-i lerzedârı açık, bekliyor., şitâb!
Ey fecr-i hande-zâd-ı hayât, işte herkesin
Enzârı sende; sen ki hayâtın ümidisin,
Alnında bir sitâre-i nev, yok, bir âftâb,
Sönsün mûebbeden.
Sönsün müebbeden o cehennem; senin bugün
Cennet kadar güzel vatanın var, şu gördüğün
Zümrüt bakışlı, inci şetaretli kızcağız
Kimdir bilir misin? Vatanın... Şimdi saygısız
Bir göz bu nazlı çehreye - Allah esirgesin –
Kem bir nazarla baksa tahammül eder misin?
İster misin, şu ak sakalın pâk ü muhteşem
Pîşâni-i vakaarına, bir kirli el demem,
Hattâ yabancı bir el uzansın? Şu makberi,
Razı olur musun, taşa tutsun şu serseri?
Elbet hayır; o makber, o pîşâni-i vakur
Kudsî birer misâl-i vatandır... Vatan gayur
İnsanların omuzları üstünde yükselir.
Gençler, bütün ümmid-i vatan şimdi sizdedir:
Her şey sizin, vatan da sizin, her şeref sizin;
Lâkin unutmayın ki zaman tünd-ü mutmain
Bir hatve-i samût ile ta'kîb eder bizi.
Önden koşan, fakat yine dikkatle her izi
Ta'mika yol bulan bu yanılmaz muâkıbin
Şermende-i itabı kalırsak, yazık!.. Demin
"Ferda senin!" dedim, beni alkışladın; hayır,
Bir şey senin değil, sana ferda vediadır;
Her şey vediadır sana, ey genç, unutma ki
Senden de bir hisâb arar âtî-i müştekî.
Mâzîye şimdi sen bakıyorsun pür-intibah,
Âtî de senden eyleyecek böyle iştibâh.
Her uzvu girdibâd-ı havâyicle sarsılan
Bir neslin oğlusun; bunu yâd et zaman zaman.
Her yıldırımda bir gece, bir gölge devrilir,
Bir ufk-ı i'tilâ açılır, yükselir hayât;
Yükselmeyen düşer: ya terakkî, ya inhitat!
Yükselmeli, dokunmalı alnın semâlara;
Doymaz beşer dedikleri kuş i'tilâlara...
Uğraş, didin, düşün, ara. bul, koş, atıl, bağır;
Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır!
Tevfik Fikret
BİR ÇİÇEK

Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yanlışı düzeltircesine açmış;
Gelmiş ta ağzımın kenarında
Konuşur durur.
Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Güverteleri uçtan uca orman;
Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Bastım ki yalnızlığımmış.
Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni...
Cemal Süreya
Bir yanlışı düzeltircesine açmış;
Gelmiş ta ağzımın kenarında
Konuşur durur.
Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Güverteleri uçtan uca orman;
Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Bastım ki yalnızlığımmış.
Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni...
Cemal Süreya
HOMEROS BÖYLE DERDİ

Gökyüzüne bakarken âmâ oldum,
Düşüncemin gömütlüğüne doğru
Bütün imgeler büyü oldu,
Kaleler gibi ıssız kaldım.
Gün doğarken unuturum nasılsa,
Nesnel bir rastlantıydı düşüm,
Üstüm başım yaprak olmuş, olmamış,
Düşünceden ayrı düşündüm.
Doğadan kopmanın acısı,
Şiiri koydum onun yerine,
Şafaklar, bulutlar, yıldızlar gibi,
Dizeler kaldı belleğimde.
Işıldayan, dolaşan, kırpışan...
Melih Cevdet Anday
Düşüncemin gömütlüğüne doğru
Bütün imgeler büyü oldu,
Kaleler gibi ıssız kaldım.
Gün doğarken unuturum nasılsa,
Nesnel bir rastlantıydı düşüm,
Üstüm başım yaprak olmuş, olmamış,
Düşünceden ayrı düşündüm.
Doğadan kopmanın acısı,
Şiiri koydum onun yerine,
Şafaklar, bulutlar, yıldızlar gibi,
Dizeler kaldı belleğimde.
Işıldayan, dolaşan, kırpışan...
Melih Cevdet Anday
MANZARA
24 Mart 2009 Salı
KENDİNE İNANIP BAŞARIYA ULAŞANLAR
BEETHOVEN
Müzik tarihinin en büyük isimlerinden biri olan Beethoven'ın keman tutuşunu gören müzik hocası onun için "Müzisyen olamaz!" demişti.
LEO TOLSTOY
"Savaş ve Barış" adlı romanın yazarı Leo Tolstoy, içinde öğrenme isteği olmadığı gerekçesiyle kolejden atılmıştı.
THOMAS ALVA EDİSON
Michigan Port Huran İlkokulu öğretmeni, ailesinin başarısız olduğu gerekçesiyle okuldan aldığı öğrencisi Thomas Alva Edison için, "O beyinsiz bir çocuk ve hiçbir işte başarılı olamaz," demişti.
Daha sonraki yıllarda Edison, yaptığı kimysal deneylerden birinin patlaması sonucu telgraf ofisindeki işinden kovulmuştu.
Asla pes etmeye niyeti olmayan Edison, yaptığı buluşlar sayesinde bir süre sonra "Menlo parkı sihirbazı" olarak anılmaya başlamıştı.
Edison elektrik ampulu başta olmak üzere insanlığın hayatını kolaylaştıran icatları nedeniyle tarih boyunca unutulmayacak bilim adamları listesine adını yazdırmayı başardı.
Müzik tarihinin en büyük isimlerinden biri olan Beethoven'ın keman tutuşunu gören müzik hocası onun için "Müzisyen olamaz!" demişti.
LEO TOLSTOY
"Savaş ve Barış" adlı romanın yazarı Leo Tolstoy, içinde öğrenme isteği olmadığı gerekçesiyle kolejden atılmıştı.
THOMAS ALVA EDİSON
Michigan Port Huran İlkokulu öğretmeni, ailesinin başarısız olduğu gerekçesiyle okuldan aldığı öğrencisi Thomas Alva Edison için, "O beyinsiz bir çocuk ve hiçbir işte başarılı olamaz," demişti.
Daha sonraki yıllarda Edison, yaptığı kimysal deneylerden birinin patlaması sonucu telgraf ofisindeki işinden kovulmuştu.
Asla pes etmeye niyeti olmayan Edison, yaptığı buluşlar sayesinde bir süre sonra "Menlo parkı sihirbazı" olarak anılmaya başlamıştı.
Edison elektrik ampulu başta olmak üzere insanlığın hayatını kolaylaştıran icatları nedeniyle tarih boyunca unutulmayacak bilim adamları listesine adını yazdırmayı başardı.
23 Mart 2009 Pazartesi
MEVLANA' DAN
Güneş olmak ve altın ışıklar halinde
Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim
Gece esen ve suçsuzların ahına karışan
Yüz rüzgârı olmak isterdim.
Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim
Gece esen ve suçsuzların ahına karışan
Yüz rüzgârı olmak isterdim.
zamanı yok
gün kaybolurken bakışlarımdan
çoğalırım eskidikçe zaman
elim yüreğimde
hüzün yakın yine bana
ruhum
utangaç
nasıl bir yaradır ki bu
kabuk tutmaz
bahçesini özleyen kız
çoğalırım eskidikçe zaman
elim yüreğimde
hüzün yakın yine bana
ruhum
utangaç
nasıl bir yaradır ki bu
kabuk tutmaz
bahçesini özleyen kız
22 Mart 2009 Pazar
Unutmak
Gün gelir,
Uzaklaşmak istersiniz her şeyden.
Sevdiklerinizden, dostlarınızdan, yaşadığınız şehirden, kendinizden.
Kimbilir hangi nedenlerle yaşadığınız yoğun acılar sarar tüm benliğinizi.
Unutmak istersiniz,
Unutamazsınız.
Silmek istersiniz bir daha yaşamayı istemediğiniz anları.
Silemezsiniz.
Yüreğinizde sıkışıp kalmıştır acılar. Kavurur içinizi.
Ne bugünü yaşayabilir ne yarını düşünebilirsiniz.
Bir yerlerde takılıp kalmıştır zaman sizin için.
Yaşamanın bir anlamı kalmadığını düşündüğünüz, kendinizi çok mutsuz ve yapayalnız hissettiğiniz bir andır, o an.
Hayata olan bağlarımızı koparıp karamsarlığımıza neden olan unutulmasına izin vermediğimiz bir sürü acı olay değil midir?
Kırgınlıklar, hatalar, öfkeler ve söylenmeyenler kazınmış gibi durur belleklerimizde.
Oysa yaşamak o kadar güzel ki!.
Öyle güzel ki,
Bir sabah uyandığınızda size gülümseyen güneşin tılsımını yakalayabilme şansına sahip olmak görebilen gözlerinizle.
Öylesine güzel ki,
İçinizi acıtan tüm duyguları gecenin güvenli kollarına bırakıp uyumak.
Ve öylesine güzel ki,
Yaşamın küçücük anlarındaki saklı mutlulukları çekip çıkarmak.
Yeni başlangıçlara, toprağın insanlara sunduğu sayısız armağanlar gibi sarılma özgürlüğü vermek kendinize.
Yaşama seyirci kaldığımız sürece,
Zihnimizde biriktirdiğimiz her olumsuz düşünce şu anın güzelliklerini yaşamamıza, yeni fırsatları yakalayabilmemize engel teşkil eder.
Değiştirmediğimiz her olumsuz davranış sahip olduğumuz değerlere, kendimize, sevdiklerimize zarar verir.
Israrla devam ettiğimiz her olumsuz bakış içimizdeki yaşama sevincini alıp götürür.
"Yapılacak bir şey kalmamış gibi göründüğünde yine de yapılabilecek bir şeyler vardır. Yaşamın ayağınıza, sırtınıza vurduğu yükü, bazen düşüncelerinizle, duygularınızla hafifletebilirsiniz." diyor Prof.Dr. Üstün Dökmen,
"Küçük şeyler" adlı kitabında.
Sonsuz gelişme isteğiniz ve tüm enerjiniz, içinizdeki yaşama sevincine düşüncelerinizdeki berraklık kadar yansır.
Kendimize, sevdiklerimize zarar verebilecek her şeyi unutmanın zamanı, şimdi.
bahçesini özleyen kız
Uzaklaşmak istersiniz her şeyden.
Sevdiklerinizden, dostlarınızdan, yaşadığınız şehirden, kendinizden.
Kimbilir hangi nedenlerle yaşadığınız yoğun acılar sarar tüm benliğinizi.
Unutmak istersiniz,
Unutamazsınız.
Silmek istersiniz bir daha yaşamayı istemediğiniz anları.
Silemezsiniz.
Yüreğinizde sıkışıp kalmıştır acılar. Kavurur içinizi.
Ne bugünü yaşayabilir ne yarını düşünebilirsiniz.
Bir yerlerde takılıp kalmıştır zaman sizin için.
Yaşamanın bir anlamı kalmadığını düşündüğünüz, kendinizi çok mutsuz ve yapayalnız hissettiğiniz bir andır, o an.
Hayata olan bağlarımızı koparıp karamsarlığımıza neden olan unutulmasına izin vermediğimiz bir sürü acı olay değil midir?
Kırgınlıklar, hatalar, öfkeler ve söylenmeyenler kazınmış gibi durur belleklerimizde.
Oysa yaşamak o kadar güzel ki!.
Öyle güzel ki,
Bir sabah uyandığınızda size gülümseyen güneşin tılsımını yakalayabilme şansına sahip olmak görebilen gözlerinizle.
Öylesine güzel ki,
İçinizi acıtan tüm duyguları gecenin güvenli kollarına bırakıp uyumak.
Ve öylesine güzel ki,
Yaşamın küçücük anlarındaki saklı mutlulukları çekip çıkarmak.
Yeni başlangıçlara, toprağın insanlara sunduğu sayısız armağanlar gibi sarılma özgürlüğü vermek kendinize.
Yaşama seyirci kaldığımız sürece,
Zihnimizde biriktirdiğimiz her olumsuz düşünce şu anın güzelliklerini yaşamamıza, yeni fırsatları yakalayabilmemize engel teşkil eder.
Değiştirmediğimiz her olumsuz davranış sahip olduğumuz değerlere, kendimize, sevdiklerimize zarar verir.
Israrla devam ettiğimiz her olumsuz bakış içimizdeki yaşama sevincini alıp götürür.
"Yapılacak bir şey kalmamış gibi göründüğünde yine de yapılabilecek bir şeyler vardır. Yaşamın ayağınıza, sırtınıza vurduğu yükü, bazen düşüncelerinizle, duygularınızla hafifletebilirsiniz." diyor Prof.Dr. Üstün Dökmen,
"Küçük şeyler" adlı kitabında.
Sonsuz gelişme isteğiniz ve tüm enerjiniz, içinizdeki yaşama sevincine düşüncelerinizdeki berraklık kadar yansır.
Kendimize, sevdiklerimize zarar verebilecek her şeyi unutmanın zamanı, şimdi.
bahçesini özleyen kız
21 Mart 2009 Cumartesi
acı
-uyanıp ansızın gece yarısı-
ve
öyle bir an gelir ki
kızıl bir alev sarar
dört bir yanımı
yayılır kavrulan yüreğime
...küçülürüm
çaresiz
ah çıkıp da gitsem
kendimden
gitsem bilinmeyen yerlere
kendimsiz...
bahçesini özleyen kız
ve
öyle bir an gelir ki
kızıl bir alev sarar
dört bir yanımı
yayılır kavrulan yüreğime
...küçülürüm
çaresiz
ah çıkıp da gitsem
kendimden
gitsem bilinmeyen yerlere
kendimsiz...
bahçesini özleyen kız
sevgili dost/a...
ışığını gördüm önce / muhteşem
zamanın bilinmeyeninden ansızın
çavlan gibi dökülen sözlerinle
hep koşan
telaşlı
yorulmayan
yüreğime iz bırakan / ellerin
neye dokunsa bereketli
güvenli
ve hesapsızca / saydam
neye dokunsa
dirilten
onaran
sen
sevinçlerimi çoğaltan
adı mutluluk olan her şeyin başlangıcı
sen
sözlerinle yüreğime dayanak
ben
coşkularımla yüreğine sığınak...
bahçesini özleyen kız
zamanın bilinmeyeninden ansızın
çavlan gibi dökülen sözlerinle
hep koşan
telaşlı
yorulmayan
yüreğime iz bırakan / ellerin
neye dokunsa bereketli
güvenli
ve hesapsızca / saydam
neye dokunsa
dirilten
onaran
sen
sevinçlerimi çoğaltan
adı mutluluk olan her şeyin başlangıcı
sen
sözlerinle yüreğime dayanak
ben
coşkularımla yüreğine sığınak...
bahçesini özleyen kız
20 Mart 2009 Cuma
güneşi tutalım ellerimizde
bedenlerimiz olsun
üşüyen
yüreğimiz değil
ama
ara sıra
üşüsün de bedenlerimiz
üşümeli de
hissetmeliyiz ki
anlayalım üşüyen bedenleri
yüreğimiz de üşümeli ara sıra
üşümeli ki
anlayalım varsa eksikliğini/sevginin
üşümeli ki
sorgulayalım nedenini
üşüsün
ama eksik olmasın güneşi
yüreğimizin
biz tutalım ellerimizde
yoksa nasıl insan olunur
hayata tutunulur
bahçesini özleyen kız
üşüyen
yüreğimiz değil
ama
ara sıra
üşüsün de bedenlerimiz
üşümeli de
hissetmeliyiz ki
anlayalım üşüyen bedenleri
yüreğimiz de üşümeli ara sıra
üşümeli ki
anlayalım varsa eksikliğini/sevginin
üşümeli ki
sorgulayalım nedenini
üşüsün
ama eksik olmasın güneşi
yüreğimizin
biz tutalım ellerimizde
yoksa nasıl insan olunur
hayata tutunulur
bahçesini özleyen kız
18 Mart 2009 Çarşamba
GÜNÜN SÖZÜ
İNSANIN İYİSİ, RUHUNUN YETENEKLERİNİ MÜKEMMELLİK VE DOĞRU AHLAKLA UYUM İÇİNDE, SÜREKLİ EYLEME DÖKEN KİŞİDİR...DAHASI, BU EYLEM ONUN TÜM YAŞAMI BOYUNCA DEVAM ETMELİDİR... ÇÜNKÜ TEK BİR KIRLANGIÇ VEYA TEK BİR GÜNEŞLİ GÜNLE BAHAR OLMAZ."
ARİSTOTELES
ARİSTOTELES
İÇERİDEN AÇILAN KAPI
"Kainatın Işığı" adı verilentablo Londra Kraliyet Akademisinde sergileniyordu. İngiltere'de 18. yüzyılın ünlü ressamlarından William Holman Hunt'ın bu tablosundai gece elinde bir fenerle bahçede duran filozof görünüşlü bir adam vardı. Adam bir eliyle feneri tutuyor, diğer eliyle kapıya vuruyor ve içeriden bir cevap bekler halde duruyoedu.
Tabloyu inceleyen bir sanat eleştirmeni Hunt'a döndü:
"Güzel bir tablo doğrusu, ama anlamını bir türlü kavrayamadım," dedi."Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Kapı kolu çizmeyi unutmuşsunuz da..."
Hunt gülümsedi:
"Adam sıradan bir kapıyı vurmuyor ki..." dedi ve tablosunun anlamını açıkladı.
"Bu kapı,insan kalbini simgeliyor. Ancak içeriden açılabildiği için dışında kola gereksinim yoktur."
Tabloyu inceleyen bir sanat eleştirmeni Hunt'a döndü:
"Güzel bir tablo doğrusu, ama anlamını bir türlü kavrayamadım," dedi."Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Kapı kolu çizmeyi unutmuşsunuz da..."
Hunt gülümsedi:
"Adam sıradan bir kapıyı vurmuyor ki..." dedi ve tablosunun anlamını açıkladı.
"Bu kapı,insan kalbini simgeliyor. Ancak içeriden açılabildiği için dışında kola gereksinim yoktur."
DESEM Kİ...
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki..
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen ,
Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol,
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür,
Ortalığa düşmüşüm, seni arıyorum...
Cahit Sıtkı Tarancı
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki..
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen ,
Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol,
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür,
Ortalığa düşmüşüm, seni arıyorum...
Cahit Sıtkı Tarancı
14 Mart 2009 Cumartesi
gece valsi
13 Mart 2009 Cuma
EN GÜZEL
11 Mart 2009 Çarşamba
derinliğine
duru bir sessizliğe fısıldar gibi
gözlerin / görkemiyle bir denizden gülümser
suyun en mavisini bırakıp avuçlarıma...
bahçesini özleyen kız
gözlerin / görkemiyle bir denizden gülümser
suyun en mavisini bırakıp avuçlarıma...
bahçesini özleyen kız
10 Mart 2009 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





































