23 Eylül 2013 Pazartesi
Green Grass ( Tom Waits ) - CIBELLE
GREEN GRASS
Lay your head where my heart used to be
Hold the earth above me
Lay down in the green grass
Remember when you loved me
2 Eylül 2013 Pazartesi
KÜSMEK NEDİR BİLİR MİSİN
Küsmek DÜRÜST' LÜKTÜR.
Çocukçadır ve ondan dolayı SAF' TIR..
YALANSIZ' DIR.
Küsmek; SENİ SEVİYORUM' dur...
Vazgeçememektir.
Beni anlatır KÜSMEK.
KIZDIM ama hala buradayımdır, gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
KÜSMEK; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
KÜSMEK, sevdiğini SÖYLE demektir... Hadi ANLA demektir...
KÜSMEK; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır...
Yani, diyeceğim o ki:
BEN SANA KÜSTÜM !..
Nazım Hikmet
(Hemdemtepe Blog)
1 Eylül 2013 Pazar
Eylül Hüznünde Bir Aşk
“Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında
Yekpâre geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında” A. H. Tanpınar
Öyle bir an gelir ki,
Yaşadığınız evrenden soyut,
Henüz keşfedilmemiş bir gezegendeymişsiniz gibi,
-yerçekiminin olmadığı üstelik-
Zamanın ruhunu salt kendi bedeninizde taşıyormuşçasına içinizdeki hükümdar
coşkusundan egemen olmak istersiniz kâinatın evrelerinden geçen her canlıya
hatta cansıza…
İçselleştirdiğiniz ütopik bir dünyadan.
Henüz bilmediğiniz şairane yanınızla sonsuzluğa açılan kapılardan sevginin
bilinmeyen sırlarına ulaşırsınız.
Fuzuli’den, Hayali’den, Baki’den, Nedim’den…
Şairlerin olduğu yerde dil susar gönüllere akar beyitler.
Duygularınız, kuralsızlığın ellerinde hüküm sürmekte.
Tarihin sararmış yapraklarına doğru başlayan yolculuğunuz Kerbela’dan, belki
Roma’dan, belki de Vatikan’dan kesitler sunacak,
Fırtına öncesi sessizliğindeki Tuna’nın ihtişamına tanık edecektir sizi.
İstanbul kıyılarına vuran bir sevdanın vuslat ve ayrılığının,
Ne de büsbütün dışında
Yekpâre geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında” A. H. Tanpınar
Öyle bir an gelir ki,
Yaşadığınız evrenden soyut,
Henüz keşfedilmemiş bir gezegendeymişsiniz gibi,
-yerçekiminin olmadığı üstelik-
Zamanın ruhunu salt kendi bedeninizde taşıyormuşçasına içinizdeki hükümdar
coşkusundan egemen olmak istersiniz kâinatın evrelerinden geçen her canlıya
hatta cansıza…
İçselleştirdiğiniz ütopik bir dünyadan.
Henüz bilmediğiniz şairane yanınızla sonsuzluğa açılan kapılardan sevginin
bilinmeyen sırlarına ulaşırsınız.
Fuzuli’den, Hayali’den, Baki’den, Nedim’den…
Şairlerin olduğu yerde dil susar gönüllere akar beyitler.
Duygularınız, kuralsızlığın ellerinde hüküm sürmekte.
Tarihin sararmış yapraklarına doğru başlayan yolculuğunuz Kerbela’dan, belki
Roma’dan, belki de Vatikan’dan kesitler sunacak,
Fırtına öncesi sessizliğindeki Tuna’nın ihtişamına tanık edecektir sizi.
İstanbul kıyılarına vuran bir sevdanın vuslat ve ayrılığının,
25 Ağustos 2013 Pazar
iyimser
safran rengindeyken güneş
yüzünü arıyordum belki dünya haritasında
mahur bir besteyle
bir tren geçiyordu her seferinde
akşam
sabah
bir yer kayıyordu ayaklarımın altından
ben yükseliyordum metal bir dolunaya
ferda balkaya çetin
16 Ağustos 2013 Cuma
Elf

sen dans ederken
üzerime düşen gün, bir damla kan gibi
batırıyor güneşi. sesinde melodik bir tını
çıkageldin tarihten
biraz ölümsüz biraz insan, dağı ve denizleri bırakıp.
ormanlardan seyre dalarak gökyüzünü, ünledin
doğanın damıttığı müzikle çizdim ben de cennetinin resmini
saçlarımda yakut gözlerim zümrüt.
14 Ağustos 2013 Çarşamba
gül/e yakın sevmeler
nisan
-mümkündür
taşın dile gelmesi
uzun bekleyişler
ardından-
tanıdık bir fotoğraf yüzün
kederlerini taşır
ve esmer suskunluğunu
yılların
alnında
vakur ışıltılar
11 Ağustos 2013 Pazar
inanç
bizi alıp yazgılarımızla iniltisiz
kurtarıp acı bir düşünceden zaferle
biriken sağnaklarından savrulur sesler
gözlerimizin
ta yüreğimizden bir can gülümser
bir kadın
şarkıya yükler hüzünlerini
düşsel bir gezegenden seslenircesine
ve kendiyle yaşıt
bunca yıl tükettiği
bir ömür / örselenen
4 Ağustos 2013 Pazar
VEDA
Yitirdim
cebimdeki bütün adresleri
Yağmurlar, yağmurlar ortasında kaldım Aklımı boğacak o selleri Ben kendi damarlarımda yarattım Artık ne bir satır yazı, ne de bir selam Tek kişilik bu oyunda rol alabilir Gitti bütün seyirciler, boşaldı salon Geride kalan yalnızca, yalnızca maskelerdir Eli naylon güllü o dostlukların Bir tek anısı ve sızısı yok içimde Yitirdim cebimdeki bütün adresleri Kendimi kazandım bir başka biçimde... |
Ahmet Erhan
************
Şair Olmak
Zarar Ömüre
Şiirler
yazdım, türküler söyledim
En çok birilerini sevdim en çok Aynalara sürdüm yüzümü olur olmaz yerde Dişimi çiçeklerle biledim Yorgunum diyorsam da inanma, değilim Yaşarım daha yıllar yıllar Ellerim hep böyle yaramın üstünde Acının tarihini düşerim Işık karanlıktır nice Ayırabilirsen ayır elin erdiğince Ben bildiğimi söylerim Şair olmak zarar ömüre... |
Ahmet
Erhan
|
*************
ŞAİR DÜNYA SANA KÜSMÜŞ DİYORLAR
Şair,
dünya sana küsmüş diyorlar
Sen barışamazken kendinle bile
Her varlık beyninin bir uzantısı olsa, neye yarar
Çığrından çıkmış bu evrende?
Sen barışamazken kendinle bile
Her varlık beyninin bir uzantısı olsa, neye yarar
Çığrından çıkmış bu evrende?
Doğanın
bir anlık dalgınlığından doğdun
Suyun, toprağın yalnızlığından
Hep kendi içinde yürür durursun
Tanrıların gücenik kalması bundan
Suyun, toprağın yalnızlığından
Hep kendi içinde yürür durursun
Tanrıların gücenik kalması bundan
Kumdan
kaleler yapıp, bozmakta üstüne yoktur
Beş duyunu yüzle çarptığın görülmüştür
Şimdilik yirmidört bilinmeyenli bir denklem yaşamın
Bir gün elbet aylara, günlere de bölünür
Beş duyunu yüzle çarptığın görülmüştür
Şimdilik yirmidört bilinmeyenli bir denklem yaşamın
Bir gün elbet aylara, günlere de bölünür
Şair,
dünya sana küsmüş diyorlar
Enlemleri, boylamları birbirine karıştırdığın için
Bizimle uzlaşmadı, diye bağırıyor dinibütün olanlar
Sonun kötüye varacak, bildiririm…
Enlemleri, boylamları birbirine karıştırdığın için
Bizimle uzlaşmadı, diye bağırıyor dinibütün olanlar
Sonun kötüye varacak, bildiririm…
2 Ağustos 2013 Cuma
Siz de kendinize iyi bakın.."
Yaşamsal Gelişim
31 Temmuz 2013 Çarşamba
belki/…
belki bir ses gelir bahar desenli bir denizden
belki bir anka kuşu kanat çırpar tan vakti
belki bir sözcük endamıyla düşer şiire
ılık bir esinti renk verir yirminci geceye
belki şölene döner bir yalnızlık
kederlerdoldururyüreğebirbekleyiş
asılıkalırboşluktabirçaresizlik
belki derin bir düşüncede olmadı bir zihin
belki bahar yorgunuydu ince narin parmaklar
aykırısındaydı belki zamanın
belki bir anka kuşu kanat çırpar tan vakti
belki bir sözcük endamıyla düşer şiire
ılık bir esinti renk verir yirminci geceye
belki şölene döner bir yalnızlık
kederlerdoldururyüreğebirbekleyiş
asılıkalırboşluktabirçaresizlik
belki derin bir düşüncede olmadı bir zihin
belki bahar yorgunuydu ince narin parmaklar
aykırısındaydı belki zamanın
14 Temmuz 2013 Pazar
zeval vakti yaşamak
12 Temmuz 2013 Cuma
ELDE VAR HÜZÜN
söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüşürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylerdi mercan köz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün
ah nerde gençliğimiz
sahilde savruluşları başıboş dalgaların
yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
elde var hüzün
27 Haziran 2013 Perşembe
kurutulmuş gül yaprakları ve bir ceviz tanesine sone
sıyrılıp bedeninden tınısına karışmış sesinin
gül yaprakları
çoğalır ıssızlığında mevsimlerin gün düşlerinde buluşup
kıpırtıları düşer gönlüme gün ağarırken öze tutunmalarının
erguvanları kalır biraz yeşil biraz da sarınır kahverengiye
nazlı şafaklar sökülür kavuşmalarından mis kokularla
ağır alımlıdır zaman sınar algılarımızı sabrımızı sınar
güzün bitmez gazeli ah ne hüzündür ki o iner yüreğimize
toprağına binbir bereketle akar nuru sabah ezanlarının
çoğalır ıssızlığında mevsimlerin gün düşlerinde buluşup
kıpırtıları düşer gönlüme gün ağarırken öze tutunmalarının
erguvanları kalır biraz yeşil biraz da sarınır kahverengiye
nazlı şafaklar sökülür kavuşmalarından mis kokularla
ağır alımlıdır zaman sınar algılarımızı sabrımızı sınar
güzün bitmez gazeli ah ne hüzündür ki o iner yüreğimize
toprağına binbir bereketle akar nuru sabah ezanlarının
Spil Dağı İle Hüzünlü Bir Söyleşi
- sana geldim en saf en çocuksu yanımla
bir bulut üstündeyim yüreğimden alıyor rüzgârlar beni
cennetimsin / kendi sıratımdan geçip ulaşayım
zirvene
teklifsizim / kimsesizim / sessizim -
I- güvercin kokuluydu kanatları birer birer gittiler
bir tedirgin ceylan gibi durur hâlâ yansısı
kara yazılardan korkarım yaz alacasında bağışla beni
sevdam total bir söylem olur bağrında / gönenir güz ritmleri
I- güvercin kokuluydu kanatları birer birer gittiler
bir tedirgin ceylan gibi durur hâlâ yansısı
kara yazılardan korkarım yaz alacasında bağışla beni
sevdam total bir söylem olur bağrında / gönenir güz ritmleri
11 Haziran 2013 Salı
AKARSUYA BIRAKILAN MEKTUP
incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
Hasan Hüseyin Korkmazgil
GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ
Bu bir türkü:-
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü:-
alev bir saç örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
Ben de söyledim o türküyü!
Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü:-
alev bir saç örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
Ben de söyledim o türküyü!
Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
2 Haziran 2013 Pazar
"Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.."
KEREM GİBİ
Hava kurşun gibi ağır!!
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
erit-
-meğe
çağırıyorum...
O diyor ki bana:
— Sen kendi sesinle kül olursun ey!
Kerem
gibi
yana
yana...
Hava kurşun gibi ağır!!
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
erit-
-meğe
çağırıyorum...
O diyor ki bana:
— Sen kendi sesinle kül olursun ey!
Kerem
gibi
yana
yana...
29 Mayıs 2013 Çarşamba
Haiku
Japon edebiyatına özgü bir şiir tarzı olan
Haiku, son iki yıldır dikkatimi çekiyor.
Onun beş yüz yıllık geçmişinde özerkliğini
koruyarak mutasyona uğramadan yaşamla sanat arasındaki ilişkiyi paradokslarla
güçlendirmesi,
Haiku’nun
altında felsefe yatar düşüncesini
destekliyor bir bakıma.
Öğretici.
Şaşırtıcı.
Zihin açıcı.
Sanatın estetikliğini yansıtıyor.
En basit tanımı ile üç mısralık bir şiir,
Haiku. Şiir özelliklerini taşıyan bir düz yazı.
“An”
larda yakalanan yepyeni enstantanelerin keşfini çoğaltıyor; algılayarak, yorum
yapmadan.
Ruhuna ters düşen uzun cümlelerden ve
gösterişten uzak.
Doğayı, mevsimsel ögeleri, anlık bir duyguyu
öylesine güçlü betimliyor ki,
Okyanusları aşıp başka dünyalara yelken
açabiliyor insan.
Doğayla kurulan yalın ilişki fırça
darbeleriyle başlayıp sona doğru kalemle devam ederken dil ustaca damıtılıyor
ve benzersiz bir şiire dönüşüyor, tek nefeste söylenen.
Haiku’nun beni cezbetmesi, neşeli ve
nükteli ruh halinin, içerdiği derin özle birleşerek bilgeliği temsil etmesinden
biraz da…
Düşündürüyor.
Karınca
Ruhumdaki sabır, kalbimdeki aşkla kurdum
kor dantellerden bu yolu, ormanın altına
yeter ki oku onu.
Senin gördüğün ağzımın kenarında duran dua,
ben ayaklarımın altındaki toprağa, döktüğüm
gözyaşına inandım. Öyle uzun ki dünya;
katlanmaya, kıvrılmaya, açılıp çarşaf olmaya.
Mümkündür yol yapmaya bir ömür, yol almaya.
Ah! yine de yolumdaki kederi kimse bilmesin,
büyüsün, genişlesin, dolansın ömrümü;
kapısı kapalı çoktandır, penceresi dargın.
12 Mayıs 2013 Pazar
anneye adanmış bir şiir…
insan hiç tanımadığı bir anneyi de sevebilir
oyalar yapıp ellerinden öpebilir hayalinde örneğin
yağmurlar yağarken onun için iyi dileklerde bulunabilir
güneşe hasret saçlarına türküler yakıp şiirler yazabilir
gençliğini dinleyebilir örneğin anne gözleri ebruli bakarken uzaklara
oyalar yapıp ellerinden öpebilir hayalinde örneğin
yağmurlar yağarken onun için iyi dileklerde bulunabilir
güneşe hasret saçlarına türküler yakıp şiirler yazabilir
gençliğini dinleyebilir örneğin anne gözleri ebruli bakarken uzaklara
14 Nisan 2013 Pazar
Geldim
Beni çağırmadınız, kalkıp ben kendim geldim.Uzaklardan size bir haber getirdim geldim.
Bıraktıklarınızdan, unuttuklarınızdan,
Sımsıcak-anılası günler getirdim geldim.
Gömütleri andıran yapılarınızdaki
Yaşantılarınıza evler getirdim geldim.
Tek tek, ayrık-soluyan bitkiseller yerine
Yüzyüze dönük, gülen sizler getirdim geldim.
Solarken suladığım, koparken bağladığım,
Ölürken canlandığım sözler getirdim geldim.
Özdemir Asaf
-Çiçek Senfonisi-
3 Nisan 2013 Çarşamba
çöl ve kir
bıraktığım, sustuğum, sırt döndüğüm
ne varsa benimle geliyor
içeriye açılan kapılar vardır
orada dururum birinin önünde
bakarım dönecek anahtarlara
kilitlere,
açılacak olana
28 Ocak 2013 Pazartesi
1 Ocak 2013 Salı
30 Aralık 2012 Pazar
24 Kasım 2012 Cumartesi
15 Kasım 2012 Perşembe
serkant
bir şehir kalmıştı arkamda ben gidiyordum
çağırsa ah keşke diyordum annem beni
mevsim kıştı soğuktu ellerim yoktu
özlemim içimde kor eder beni
bahçesini özleyen kız
bahçesini özleyen kız
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













